rümeysa adlı kişinin profili her nefes ölümü birgü...FotoğraflarBlogListelerDiğer Araçlar Yardım

her nefes ölümü birgün tadacaktir ohalde azaba dayana bilecegin kadar günah isle !!

iman bir muma benzer,ibadet ise fenere,fenersiz olursa mum cabuk söner!!!!! Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz. Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71

Video

 

Video

 

Video

 

Video

 

Video

 

Video

 

Video

 

Video

 
 

  Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

           
coollogocom3192531173rm5ph7zb9
 
 
   ''ES-SELAMÜ ALEYKÜM VE RAHMETULLAHİ VEBERAKATÜHÜ Bİ ADEDİDEKAİKİ EYYAMİL-FİRAK''

AYRILIK GÜNLERİNİN DAKİKALARI ADADEDİNCE ALLAH'IN SELAMI,RAHMETİ VE BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN   

    

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

  

Ne olur Allahim !
Günah islerken alma canimi..,
Tevbe ederken al..,
Veya bir hayir islerken,senin rizan için..

Allahim !
Inan zor,cok zor bu savas..,
Seytan zeki,nefsim ahmak,ben yavas..
Oyle bir an geliyor ki ,
Deniz bitti,umut karaya vurdu diyorum..,
Rahmetin yetisiyor imdada..,oluyor bana yoldas..

Ah bir kuvvetlendirebilsem imanimi..,
Nefs’imi istedigim galiba bir sokabilsem..
Yazikki imanla küfür atbasi gidiyor..

Finis çizgisine çok kalmadi biliyorum..
Ipi gögüsledigimde,
Iman olsun o gösün içinde..

Ne olur
Allahim !
Kafir olarak alma beni huzuruna..,
Yak gerekirse su günahkar bedenimi..
Yillarca cehenneminde..,
Ama son nefeste imanla al canimi,ne olur
Allahim !..

Merhamet et su günahkar kuluna,
Canim feda kitabinin ,Habibinin yoluna..
Biliyorum günahkarim,isyankarim ben ama,
Rahmetinin büyüklügü umudum,
Beni nefs’imin ve seytanin eline birakma Allahim !.
AMİN


            

    Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

                                 Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi. (mevlana)  

                 
     

 

 

    

        
 Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us
        
    
 

İNANSANDA İNANMASANDA DÖNÜŞ ALLAHADIR

İSTESENDE İSTEMESENDE SONUN TOPRAGADIR...

 

   -Dost-   

 
   

 

Dost vardır ekmek gibi
Acıkınca ararsın
Dost vardır akrep gibi
Sen ondan hep kaçarsın
Dost vardır ilaç gibi
Sen hep onu ararsın
   
Dost vardır
Yağmurla toprak gibi
Nasıl toprak kurumuş
Hasretse yağmura
Dost vardır öyle
Hasrettir dostuna
   
Dost vardır yakut gibi
Kullanıldıkça parlar
Dost vardır pamuk gibi
Kullanıldıkça yıpranır
   
Dost vardır ırmak gibi
Seyrine doyamazsın
Dost vardır ateş gibi
Dokunursan yanarsın
   
Dost vardır dolunay gibi
Geceni aydınlatır
Dost vardır güneş tutulması gibi
Gündüzünü karartır
   
Dost vardır'AZAD'gibi
Uzaktır ma yürekte
Dost vardır 'HASRET'gibi
Özlemle beklenilmekte...

SÖYLE BANA DOSTUNU SÖYLEYIM SANA KIM OLDUGUNU
 
HATASIZ DOST ARAYAN DOSTSUZ KALIR
hz.mevlana 
   

 

ziyaretiniz icin 

 

SELAM VE DUA ILE

 

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

            
y1pFgIENUvUrTVktiMNxW_rhmNC1uaami4uuK5IPFAjVRLNTYGawoeAKDOdGsvmiQSYiUJCk6DDXMhXV66eHumqRFeEIlo91wUJ                                                                                    y1pFgIENUvUrTVktiMNxW_rhmNC1uaami4uuK5IPFAjVRLNTYGawoeAKDOdGsvmiQSYiUJCk6DDXMhXV66eHumqRFeEIlo91wUJ

 


        
bayraksssss.jpgbayraksssss.jpg

 

y1pFgIENUvUrTVktiMNxW_rhmNC1uaami4uuK5IPFAjVRLNTYGawoeAKDOdGsvmiQSYiUJCk6DDXMhXV66eHumqRFeEIlo91wUJ

            

 


y1pFgIENUvUrTVktiMNxW_rhmNC1uaami4uuK5IPFAjVRLNTYGawoeAKDOdGsvmiQSYiUJCk6DDXMhXV66eHumqRFeEIlo91wUJ  y1pFgIENUvUrTVktiMNxW_rhmNC1uaami4uuK5IPFAjVRLNTYGawoeAKDOdGsvmiQSYiUJCk6DDXMhXV66eHumqRFeEIlo91wUJ                 
       
 
Vatan Sağolsun
 
bir can ölür,bin can kalır,
şu kana bulanmış topraklarda.
hangi bir gözyaşı ve hangi bir yağmur,
bu akan kanları silip,götürür?

göğsünden akan kanlara bulanır toprak.
yere yığılmış,yorgun vücudundan akan oluk oluk kanlara.
hangi bir kahpe kurşundu ki onu sırtından vuran?
bu gece yarısı,saatin sustuğu an.

şu karın altında son nefesini verme çocuk.
ruhun değil ki ölen.bi çare şu vücudun sadece.
seni öldü bilmesin anan,ağlama.
sen her bir karış toprakta yaşıyacaksın çocuk.

kaç yaşındaydın öyle?
minik parmakların mavzerin üzerinde kalmış.
bırakmıyorsun ,biliyorum yine kalkıp ,savaşacaksın.
bu sefer adın mehmet olacak senin.

ellerinde bir yığın gül.
şarkılar söylüyerek koşturacaksın ,neşeyle.
şu akan kanlarının üzerindeki topraklarda.

üşüme mehmetim,ne olur.
şu an kokusuna doyamadığın anan,
o gün seni kollarında ısıtacak.
ve o gün hiç üşümeyeceksin.

kardeşlerin olacak yanıbaşında mehmedim.
sen hiç üzülme ,çarpışmada ayrı düştüğüne.
seninle beraber çarpışan kardeşlerin olacak yanında.
elleriniz birbirine bağlı .

şu hain pusuda sizi ayıran eller,
o gün geldi mi,kırılıverecek.
sen rahat uyu şu an mehmedim.
o güne az kaldı...
 

img137/8629/yorukmmmcz1.gif

Tüm sehitlerimize ALLAH dan rahmet, yakinlarina bas sagligi diliyorum,

y1pTnzFHL2pL-TIbNKHl6mV2t3oW6LM2cQ4yOgQS61UQgJkQZbsPckdMcCx4G8Buox4

SEHITLER ÖLMEDI, SEHITLER ÖLMEZ

Duydum Mehmetcik gene sehit olmus,

Aci haber her bir yanda duyulmus,

Üzüntüden damarlarda kan donmus,

Sehitler ölmedi, sehitler ölmez.

 

Hain  kursuna hedef yigitlerim,

Kara toprakta yatan erenlerim,

Yerde kaniniz kalmaz sehitlerim,

Sehitler ölmedi, sehitler ölmez.  

 

Vatan, millet, bayrak, namus ugruna,

Gögsun siper oldu, hain kursuna,

Dalgalandi bayrak, diktin burcuna,

Sehitler ölmedi, sehitler ölmez.  

 

Hep derlerdi, sehitlik ucuz degil,

Askerlik, yan gel yat yeri hic degil,

Sehitler cennetde, kabirde degil,

Sehitler ölmedi, sehitler ölmez.

 

 

Teröristler her yerde aranmali,

Izine bakip, inini bulmali,

Yataklik edeni yurtdan atmali,

Sehitler ölmedi, sehitler ölmez.

 

Sehit kani yerde kalir mi? Sandin,

Avrupanin hep maskesine kandin,

Gecmiste  dünyayi titreten candin,

Sehitler ölmedi, sehitler ölmez.

 

Analar feryat eder, duyar misin?

Yürekleri hep yanar, anlar misin?

Helallesip selami alirmisin?

Sehitler ölmedi, sehitler ölmez.  

 

Tüm sehitlerimize ALLAH dan rahmet, yakinlarina bas sagligi diliyorum,

basimiz sag olsun,    vatan sag olsun.

PKK  ve bunlara yardim edenlerde KAHRU PERISAN OLSUN


 

 

 

Şehitler Ölmez

 

Öyle bir sevda ki VATAN sevdası,

Uğruna gider, canların hası…

Kanla yazılsa da kaderi, şansı,

Her şeye bedeldir, Ay_Yıldızın dalgalanması…

 

Kartal bakışları haktan yanadır,

TÜRKİYE SEVDASI canından candır,

VATANI korumak en büyük şandır;

VATAN uğruna ölmekte vardır…

 

Ölü demeyin sakın onlara,

Cennetin müjdesi geldi onlara…

Canlarını verdiler VATANLARINA,

Canım kurbandır yollarına…

Şehitler ölmez, Şehitler ölmez…
Vatan Bölünmez….!

Resim

 


Lütfen bekleyin...
Girdiğiniz yorum çok uzun. Lütfen kısaltın.
Hiçbir şey girmediniz. Lütfen yeniden deneyin.
Üzgünüz, şu anda yorumunuzu ekleyemiyoruz. Lütfen daha sonra yeniden deneyin.
Yorum eklemek için ebeveyninizden izin almanız gerekiyor. İzin isteyin
Ebeveyniniz yorumları devre dışı bıraktı.
Üzgünüz, şu anda yorumunuzu silemiyoruz. Lütfen daha sonra yeniden deneyin.
Bir günde bırakılabilecek yorum sayısı üst sınırını aştınız. Lütfen 24 saat içinde yeniden deneyin.
Sistemlerimiz diğer kullanıcılara istenmeyen posta gönderiyor olabileceğinizi bildirdiğinden hesabınızdan yorum yazma özelliği kaldırıldı. Hesabınızın devre dışı bırakılmasının yanlış olduğunu düşünüyorsanız, lütfen Windows Live desteğine başvurun.
Yorum bırakmayı bitirmek için aşağıdaki güvenlik denetimini tamamlayın.
Güvenlik denetiminde yazdığınız karakterler, resimdeki veya sesteki karakterlerle eşleşmelidir.
Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz buyuruyor:

                              "Kim Kadir Gecesi'nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır."

                                       "Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır."

                                                      Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor :

                      -Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi'ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:

-             Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni. (Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)

                                                                    Peygamberimiz (sav) buyuruyor:

 "Kadir gecesinde bir defa, Kadir sûresini okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı kerîmi hatmetmekten daha sevâptır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir."
Kadir geceniz mübarek olsun a.e.o
15 Eyl.
 

 

Es-selamün Aleyküm Kardeşlerim...  

Kadir gecesi, içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır. Kur'ân-ı Kerim de bu gecenin faziletini belirten müstakil bir sûre vardır. Bu sûrede yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
Doğrusu biz Kur'ân'ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir. " (Kadir sûresi, 97/ 1-5)

Kadir Gecesi’ni, namaz kılarak, Kur’ân-ı Kerim okuyarak, tevbe, istiğfâr ederek ve dua yaparak değerlendirmeli.
Üzerinde namaz borcu olanların nafile namazı kılmadan önce hiç değilse beş vakit kaza namazı kılmaları daha faziletlidir. Kazası yoksa nafile kılar. Süfyan-ı Sevrî: “Kadir Gecesi dua ve istiğfar etmek namazdan sevimlidir. Kur’ân okuyup sonra dua etmek daha güzeldir.” (Tecrid-i Sarih Tercemesi, VI, 313) demiştir.

 Hz. Aişe validemiz demiştir ki; Rasûlullah (sas)’e: “- Ey Allah’ın Rasûlü! Kadir gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?” diye sordum. Rasûlullah (sas):
“- Allahümme inneke afüvvün tühıbbü’l-afve fa’fu annî: Allah’ım sen çok affedicisin, affı seversin, beni affet.” diye dua et, buyurdu (Tecrîd-i Sarih Tc. VI, 314).
Bu gecenin öyle bir anı vardır ki o anda yapılan ibadet ve dualar mutlaka makbul olur. Bu önemli anı yakalamak için gecenin bütününü tevbe ve istiğfar ile geçirmek gerekir. Gecenin bütününü ibadetle geçiremeyenler en azından teravihten sonra bir miktar oturup dua etmelidirler....
 

Bu Mübarek Gecede O'nu hakkıyla yerine getirenlerden olmak dileğiyle...

Kalpleriniz Kadir gecesinin feyz ve bereketi ile dolsun.
Bütün müminler kadir gecesinde indirilen KURAN`ın ve elçisinin şefaatlarına nail olsun İNŞAALLAH...

 

 RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN

15 Eyl.
Bir baba dua ediyor…………..


Bana öyle bir evlat nasip etki ALLAH’ım,


Zayıf
olduğu zamanları bilecek kadar güçlü, korktuğunu kendisine itiraf
edebilecek kadar cesur olsun; şerefli bir mağlubiyette mağrur ve dik
kalabilsin; zaferde ise mütevazı ve şefkatli olabilsin.

Bana öyle bir evlat nasip etki ALLAH’ım,

 

Yapması
gereken işler sadece birer arzu olarak kalmasın, seni tanıyan bir evlat
olsun ve kendini tanımanın bilginin temel taşı olduğunu bilsin .

Sana
yalvarırım ALLAH’ım, onu kolay ve rahat yollarda değil, güçlüklerle
savaşmanın zevkini duyacağı yollarda yürüt ki, fırtınalarda ayakta
kalmayı, ayakta kalamayanlar için de sevgi ve şefkat duymayı öğrensin.



Bana öyle bir evlat nasip etki ALLAH’ım,

Kalbi
temiz olsun, ümitleri yüksek… Öyle bir evlat olsun ki, başkalarına
hükmetmeden önce kendine hükmetmesi gerektiğini bilsin, öyle bir evlat
ki, geleceğe uzansın ama geçmişi unutmasın.

Ve bütün bunları ona
verdikten sonra, yine yalvarırım ALLAH’ım, ona gülebilme duygusunu ver
ki, daima ciddi olduğu halde kendisini fazla ciddiye almasın, ona
alçakgönüllülük ver ki daima gerçek büyüklüğün sadeliğini, gerçek
zekanın açık sözlülüğünü, gerçek gücün şefkat ve yumuşaklılığını
hatırlasın.
[/color
]
11 Ara.
"Rabbim girecegim yere
dürüstlükle girmemi sagla
çıkacağım yerden de dürüstlükle
çıkmamı sağla. Bana, tarafından hakkıyla
yardım edici bir kuvvet ver."
(İsra-80)
 
 
DEĞERLİ KARDEŞİM
GÜNLERİNİZİN SAĞLIK, MUTLULUK
VE BAŞARI DOLU OLMASINI, ÇALIŞMALARINIZIN
ETKİLİ, VERİMLİ VE BEREKETLİ OLMASINI, ÖMRÜNÜZÜN
UZUN VE HAYIRLI OLMASINI RABBİMİZ
YÜCE ALLAH'TAN DİLİYORUM
SAYGI, SEVGİ, SELAM VE DUA İLE
30 Kas.
osmanaffanyazan:
Ey Rabbim...
Bir beyaz güvercin gördüm, semalarda sana zikreden...
Bir uçan güvercin gördüm, sana benden daha yakın olan...
Bir nurlu güvercin gördüm, senin nurunla ışıl ışıl...
Utandım Rabbim, utandım...
Benden daha küçük ve güçsüz bir güvercinin sana olan aşkından utandım.
Oysa ki, ona değil bana verdin tüm güzellikleri...
Ona değil, bana sundun tüm olanakları...
Peki ya ben ne yaptım, aman ya Rabbi...
Ben sana o güvercin kadar bile kulluk edemedim.

Ey Rabbim...
Semaya doğru açtım ellerimi, ya Rab sen affeyle beni...
O küçücük güvercin gibi bende yanıp tutuşayım bir tek senin aşkından...
Ben de, o masum güvercin gibi zikredeyim her daim ismini...
İçimi öyle aşkınla yak ki Rabbim...
Senin için akıttığım gözyaşlarım, sana gözlerimi feda etsin...
Senin uğrunda kör etsin de, dünyadaki o gaflet ve nefislik şeyleri gözlerim görmesin...
Öyle bir uğultu ver ki, hiç bir kötü söz duymasın bu kulaklarım...
Sadece kendi zikrimi hissedeyim de huzura erenlerden olayım...
Dilimi öyle bir lâl et ki, her türlü küfür ve isyandan uzak etsin beni...
Senin ismini ben kalbimle de zikrederim, ya Rabbi...
Yeter ki sen lâl et dilimi...

Ey Rabbim...
İçime öyle bir iman kuvveti ver ki, kalbim her attığında seni hatırlatsın...
Ve kalbim her attığında da ismini zikrettirsin bana...
Öyle bir iman kuvveti ver ki, H.z. Muhammed Mustafa (sav) gibi namaz kılmak nasip olsun.
Her Kuran-ı Kerim okurken, gözyaşlarım bir de orada ki mânâlara aksın...
Sen yaradansın ve her şeyi görüp, işitensin...
Benim bu dualarımı da bilirim duyarsın...
Sana en yakın olan yerdeyim ya Rabbi, secde de açtım semaya doğru ellerimi....
Gözyaşlarımla yalvarıyorum, beni de erenlerinden kabul eyle..
Bana da iman kuvveti ver.
Ya Rabbi, hava da uçuşan güvercin gibi beni de aşkınla ödüllendir.
 
Selam ve Dua ile....
 
28 Kas.
BU VATAN NASIL KAZANILDI KİMSE BİLEMEZ NE KANLAR DÖKÜLDÜ ALLAH BİRDAHA O GÜNLERİ GÖSTERMESİN AMİN YAZINDAN DOLAYI TEBRİK EDERİM SELEMETLE KAL 
22 Kas.
osmanaffanyazan:
 
 
Sevgi,Selam ve Dua ile...
20 Kas.
  
 
13 Kas.
8 Kas.
 
1 Kas.
betulyazan:

 

 

Kimseler anlamasın beni!
Züleyha'nın zindanında Yusuf anlasın,
Leyla'nın çöllerinde Mecnun anlasın,
Şirin'in dağlarında Ferhat anlasın,
Aslı'nın yüreğinde Kerem anlasın,
Sen anla!


Aşk, ayrılığa düştüğünden beri kazanılmış sınavları görmeyen benliğimiz, kaybolmuş aşkların izinde sarsıntılı yürüyüşler yapıyor. Pencerelere perdeleri çekerek sokakları yalnızlaştıran insan, aşk adını verdiği kendi yalnızlığının derin kuyularında uzanacak elleri bekleyen çaresizliğe teslim olurken, içeride soluduğu hava, kendini esir ettiği dört duvar ve masasının üzerinde su vermeye bile gerek duymayacağı naylondan sunî çiçeklerle günbegün solgunlaşıp, baharlarda kendine gülümseyen papatyalardan da mahrum kalıyor. Her yitirilen sevdanın ardında derinleşen boşluk girdabında acı çeken masum duygular, yeni bir günü aydınlatacak kızıl bir güneşin getireceği yeni müjdelerinde olmadığını düşünüyor. Arabesk fanteziler üzerine acılı hayatlar kurgulayan gençlik, çözüm bulmak yerine sorunlarını daha da kalabalıklaştırıyor. Hem de mutsuzlaştıkça, mutlu olduğunu zannederek büyük bir yanılgı bataklığına saplanıyor.
Aşk yitik, yitirilen benlik, acı çekense hep hayat oluyor. Oysa ben aşkı, seslerden bir ses değil; bütün sesleri susturan bir çığlık yapmak için arıyorum. Onu bulana kadar bu kalabalık sokaklarda payıma sessizliğin düştüğüne inanıyorum. Sen de inan!




Beni kimseler anlamasın!
Gözyaşlarını yüreğinde biriktiren ‘hüzün’ anlasın,
Yaprakları sararmış ‘hazan’ anlasın,
Karanlıkları örten ‘güneş’ anlasın,
Güneşe örtü olan ‘gece’ anlasın,
Sen anla!


Çölleşen ruhumun bağrından fışkırıp avuçlarımda biriken masum damlacıklarım. Ey benliğimi kirlerinden arındıran bengisu pınarlarım! “Gözyaşlarım, sizi bana en iyi ne anlatır? Yazdığım şiirlere, sığındığım cümlelere, yaşadığım sokaklara yabancılaşan aynadaki yüzüm mü? Bütün beklentilerimin içinde yer edinen sınırsız korkularım ve sonsuz  ümidim mi? Kayıp adreslerde sahiplerini bulamadan geriye dönen pulsuz mektuplarım mı? Nisanı ve kırkikindi yağmurlarını bekleyen susuz kalmış hazanım mı? Güneşe, gökkuşağının el değmemiş dallarından rengârenk elbiseler giydiren vakitsiz bulutlarım mı? Hiçbir zaman acımı hissettiremediğim veda sözcüklerimi? Geceyi derin uykusundan aniden uyandıran ölüm suskunluğumu? Ölümün hep unutulduğu bir yaşama uğraşımı? Ey vakitsiz sıkıntılarıma derman olan göz pınarlarım. Sahi, rahatlatır mısınız? Yaşama hüzünden ve gamdan yeni kaleler mi kurarsınız? Vedasız kanatlanan, ölümün kıyılarına habersiz düşen bir martının dalgalara bıraktığı matemlerden habersiz misiniz? Sessiz misiniz? Mavi misiniz?




Beni kimseler anlamasın!
Sessizliğin içinde saklı ‘sesler’ anlasın,
Acılarla ağırlaşan ‘hayat’ anlasın,
Yenilgilere alışmış ‘kalbim’ anlasın,
Sen anla!



Ey Rabbim! Gözyaşlarımda umutlarımı büyüten kalbimin tek sahibi!
Aklımı koru!
Izdıraplarımızı hafiflet!
Ellerimizden tut!
Düşüncelerimizi anlamlı kıl!
Bayramı  Kudüslü çocukların tebessümlerine serpiştir!

 

 

Beni kimseler anlamasın!
Martılara hasret ‘deniz’ anlasın,
Baharına hasret  ‘çiçek’ anlasın,
Ölümüne  hasret ‘hayat’ anlasın,
Sen anla

29 Eki.
Esrayazan:
24 Eki.
Omaryazan:
Image Hosted by ImageShack.us
24 Eki.
şehideyazan:
s aleyküm kardeş alanınız çok güzel olmuş allah sizden razı olsun bu arada alanınızdan bir şeyler aldım hakkınızı helal edin allaha emanet olun
19 Eki.
Esrayazan:
17 Eki.

rümeysa yildiz

Konum
İlgi alanları
قال رسولُ اللّهِ: مَنْ قَالَ: رَضِيتُ بِاللّهِ تَعاَلى ربَّاً، وَبِالإسْلامِ ديناً، وَبِمُحَمَّدٍ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم رسُولاً وَجَبَتْ لَهُ الجَنَّةُ. Rasulullah (as) şöyle buyurmuştur: "Kim: Rab olarak Allah'ı, din olarak İslâm'ı, Resûl olarak Hz. Muhammed’en hoşnudum derse, cenneti hak eder."
اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ
Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.
Tirmizî, Cum’a, 80.

allah yolu

Allah (c.c) yolunda en büyük sermaye iman ve sevgidir. Bir şeye inanmayan onu sevemez; sevemeyen, sevdiğine hizmet edemez. Bu yol, sevgiyle başlar, sabırla devam eder. Hak yolunda sabırsız yol alınmaz. Usulünce gidilmezse, hedefe varılmaz.

Velileri seven, sevginin kerametine ulaşır. Allah dostlarıyla aynı yolda, aynı halde ve aynı mecliste bulunmaya sabreden bir kimse, Hz. Rasûlullah'ın (s.a.v) şu müjdesine erişir:

"Zikir halkasına uğrayan ve onları göğe kadar sarıp kuşatan melekler, ilâhî huzura çıktığında Allahu Teala her şeyi en iyi bildiği halde onlara zikir ehlinin hâlini ve niyetlerini sorar. Onlar da meclislerine katıldıkları zikir ehlinin sırf ilâhî rızâ ve cemâlullah aşkıyla zikir yaptıklarını beyan ederler.(Buraya kadar hadis özet olarak verildi. Metin daha uzundur.) O zaman Allahu Teala:

"Sizleri şahit tutarak söylüyorum: Muhakkak ben onları affettim" buyurur. Bunun üzerine içlerinden bir melek:

"Yâ Rabbi! Onların içinde bir kimse var ki onlar gibi zikir ehli değildir. İçlerine zikir için değil, bir ihtiyacı için gelmişti" deyince, Allahu Teala:

"Onlar öyle bir topluluktur ki onlarla oturan şakî (rahmetten mahrum) olmaz"(Buhâri, Deavât, 67; Müslim, Zikr, 35. (Benzer rivayet)) buyurur.

Allah dostlarının şu güzelliğine bakın! Bir işi için de olsa, onlarla oturan ve kendileriyle aynı mecliste bulunmaya sabreden kimse, nasıl onların üzerine inen ilâhî rahmetten nasibini alıyor, günahından temizleniyor. Bir de iş niyetiyle değil, sırf Allah rızâsı için onların meclisine katılan kimseye verilecek ilâhî nasibi ve rahmeti düşünelim.

Evet, düşünelim de o rahmet sofrasına yanaşalım. Hadiste va'dedilen bu rahmete ulaşmak için bu meclislerin ve o meclistekilerin münkiri olmamak ve oraya nifak içinde adım atmamak gerekir. Ayrıca, ilim ve zikir meclislerine iyi niyetle gitmek, kendini ilahî rahmete muhtaç bilmek, kalbi açmak, gönülden yalvarmak lazımdır. Bir kimse, iman, sevgi ve edeple Allah dostlarının meclislerine girer ve gücü yettiği kadar üzerine düşeni yaparsa, gücünün yetmediği şeylerde mazur görülür ve -inşaallah- şu hadisteki müjdeye ulaşır:

Ebû Zer el-Gıfârî (r.a), anlatıyor: Hz. Peygamber (s.a.v)'e:

"Yâ Rasûlellah! Bir topluluğu sevdiği halele, onlar gibi amel etmeye güç yetiremeyen kimse hakkında ne buyurursunuz?' diye sordum, Efendimiz (a.s):
"Ey Ebû Zeri Sen, sevdiklerinle beraber olacaksın" buyurdu. Ben de:
"Şüphesiz ben Allah ve Rasülünü seviyorum" dedim.
Efendimiz (a.s):
"Muhakkak ki sen, sevdiklerinle berabersin" buyurdu. Ubâde b. Sabit demiştir ki: Ebû Zer, bu tür sorularını devam ettirdikçe, Efendimiz (s.a.v) de aynı cevapları veriyordu.(Buhâri, Edeb, 95; Dârimî, Rikak, 71.)

İmam Sühreverdî (k.s.) der ki:

"Sûfilerin yolunun ilk basamağı iman, ikincisi ilim, üçüncüsü de amel ederek iman ve ilmin zevkine ulaşmaktır. "Müteşebbih" yani işe taklit yoluyla başlayan kimse, bu manada iman sahibi seviyesindedir. İman, sûfîlerin yolunun temel esaslarından biridir. Buna işaret etmek üzere Cüneyd el-Bağdâdî (rah.):

"İman, bizim yolumuzda velayetin tâ kendisidir" demiştir.(Sühreverdî, Gerçek Tasavvuf, 82.)
İşin temeli sevgi ve imandır, her şey bunlara bağlı olarak gerçekleşir. Nakşibendî yolunun önderlerinden İmam

Rabbânî (k.s), bu sevginin kıymetini şöyle ifâde eder:

"Ehlullahı sevmek, Allah'ın en büyük nimetlerinden birisi sayılmalıdır. Cenab-ı Hak'tan istenen; bu muhabbette istikâmet üzere olmaktır. Bu büyüklere bağlılık sebebiyle hâsıl olan az bir şey de çok kabul edilmelidir. Zira o, az değildir."(İmam Rabbânî, Mektûbât, 142. Mektup.)

Elbette İmanın ve sevginin gereği olarak, velilerin yolunda gayret, sabır ve seyr-u suluk gerekir.

Bu işin bir de sırf lafta ve gösterişte kalan kısmı vardır ki bu, kuru bir davadan ibarettir. Gücü nisbetinde sufilerin hâlini ve tasavvufun edeplerini elde etmeye çalışmadan, bu yoldaki ilk adımları atmadan, kendisini onların hedeflerine ulaştıracak ilk vazifeleri yerine getirmeden, bir ölçüde onların yaşantı ve sıfatlarına girmeden, sırf dış suret ve kıyafette onlara benzeyen kimse, gerçekten sûfîlere benzemek isteyen birisi değildir. O, bu haliyle, sûfîlere değil, daha işin başındaki müteşebbihlere benzemektedir. Onun bu cemaata nisbeti sadece elbise ve görüntü iledir. Halbuki sûfilikte önce edeb, sonra elbise gelir.

Ariflerden Ahmed b. er-Rufâî (rah), ibadet ve edebi unutup sırf dış şekillerle meşgula olanları şöyle uyarır:
"Güzel ahlaka ulaşmadan, terbiye ve tezkiye işini bitirmeden sûfilere ait elbise giymek, mürid için uygun değildir. Peygamber ve velilerin ahlakıyla ahlaklanmadan, onların elbisesini giymek, onlarla alay etmek gibidir."(Şarânî, el-Envâru'l Kudsiyye, I, 132-133.)

Bununla birlikte, bu tür bir benzeme, eğer gizlice bu yolu karalamak için yapılmıyorsa, o kimseye bir faydası vardır. Böyle birisi en azından evliya münkiri olmaz, Hak dostlarına hor bakmaz, zikir yapanları alaya almaz. Bu da onun tövbesine ve terbiye yoluna girmesine vesile olabilir.

Hak aşıkları, güzel hallerini gizlerler. Kendilerini tanıtacak özel bir kıyafet ve alamet kullanmazlar. Normal halk gibi giyer, halk gibi yer içerler. Fakat onlar, halkın içinde Cenab-ı Hak ile beraber olmayı tercih ederler. Güzel ahlaka önem verirler. Gönüllerini kin, haset, gösteriş, dünya hırsı, gaflet, ihanet, haram şeylere muhabbet gibi kötü ahlaklardan temizleyip zikir ve fikir ile huzura ererler. Halkın gece gündüz dert ettiği basit şeylere rağbet etmezler. Genelde insanların korktuğu fakirlik, hastalık, yalnızlık ve ihtiyarlık gibi şeyler, onları fazla korkutmaz ve etkilemez; çünkü onlar alemlerin sahibi Yüce Mevla'yı iyi tanımış ve O'na tam teslim olmuşlardır.

Bir kimseye insanların veli veya deli demesi önemli değildir. Esas hüküm Yüce Allah'a aittir. O, bir kulunu severse, bütün alem ona düşman olsa ne olur? Onun sevmediği bir kimseye de bütün alem dost olsa, o bu dostluktan ne fayda görür?

Sonu ölümlü bu dünyada Yüce Yaratıcımıza teslim olmaktan başka, emniyet ve saadetimiz yoktur.

Allah'ım
   Yanlız Senden yardım diler yalnız Sana  kulluk ederiz.
  Seni sığınak,barınak,tutamak bilir Ya Allah deriz.

  Şeytandan sana sığınır e'uzu billah deriz
  Her işe seninle başlar bismillah deriz.
  Nimet verdiğin gönülden şükrederiz.
  Versen de alsan da elhamdulillah deriz.
  Hayran kaldığımızda maşaallah,
  Pişman olduğumuzda estağfirullah deriz.
  Sevindiğimizde Allahuekber,
  Üzüldüğümüzde inna lillah deriz.
  Canımız sıkıldığında fe-subhanallah,
  Zafer kazandığımızda nasrullah minallah,
  Rızık kazandığımızda er-rizku'alallah deriz.
  Bir işi arzu ettiğimizde inşaallah,
  Bir işi başardığımızda biiznillah deriz
  Güçlük karşısında la-havle ve-la kuvvete illa billah,
 Söz verdiğimizde v'Allah ve billah deriz.

  Allah'ım
   Ben kulum,Sen Allah'sın.
   Ben isteyenim,Sen verensin.
   Ben susayanım,Sen suvaransın.
   Ben muhtacım,Sen ihtiyaç giderensin.
   Ben kendime yetmeyen,Sen herşeye yetensin.
   Ben beni bilmeyen,Sen beni benden iyi bilensin.
   Ben bende olmayan,Sen şahdamarımdan yakın  olansın.
  Kul kulca ister,Sen Allah'ça verensin.
  Halim arzuhalimdir,duruşum duam.
  Sensizsem neyim var,Senliysem ne gam?
Sensiz bırakma... AMİN... 

 

Avucunda kurumus bir gül olmak isterdim SEVGİLİ..,
lütfedip de koklasan,
sanırdım CENNET kokuları sinmis üstüme...
en güzel kokan benim..
yapraklarım canlanır..içim tazelenirdi..
sanırdım çiçek ben'im,
sevda ben'im,
hasret ben'im,
vuslat ben'im..
canım ben'im..EFENDİM..

 

vatan sagolsun

                                                                                            TÜM DOSTLARIMA ......
Biz Bu Vatanı Üç kuruşa Peşkeş Çekecek Bir Neslin Evlatları Değiliz
Biz Odasında Kuranı Kerim Var Diye Saygısından Uyuyamayan Osman Gazilerin
Mısır Seferinde Çölü Atına Binmeyipte Önümde Muhammed Mustafa (S.A.V.) Yürürken Ben Ata Nasıl Binerim Diyen Yavuz Selimlerin
Hocasına Saygısından Önünde Ezilip Büzülen Fatihlerin
İhanetle Suçlanıp Sürgün Edilen Fakat Yanında Bir Tek Hazine Malı Götürmeyen
Ve Öldüğünde Cenazesine Borçlarından Haciz Konulan Sultan Vahdettinin Evlatlarıyız
Yakışmaz Bize Vatan Giderken Bayrak İnerken Ezan Susarken Yaşamak Ey İnsan Titre Ve Kendine Gel!!!

Kucak Dolusu sevgiler......

Hayat her zaman mükemmeli sunmaz insana..
Bazen kurşundan ağır bir efkar balyası gibi çöküverir omuzlarımıza..
Böylesi durumlarda yapılacak en iyi şey, fırtınaya tutulmuş
bir sandalın güvenli bir liman araması gibi, sığınacak dost bir yürek aramaktır..
Vurgun yemiş bir yüreği, dost bir yürekten gayrı kim kabul eder, kim saklayabilir ki...
Her şeye rağmen hayatı anlamlı kılan dostlarımızdır..
Pazarlıksız, umarsız, kuralsız, sınırsız paylaşımlar için..
Hayata şiir tadında tutunan dost yüreklere...
Sıcak samimi bir merhaba!..

namaz dinin diregi !!

KENDİNİZİ BULACAKSINIZ,RİCA EDİYORUM BAKIN..!!
Namaz kılıyor musun?

Lütfen burada yazdıklarımı sonuna kadar okuyun ve biraz düşünün...

Neden namaz kılmıyorsun???

namaz kılmamak için bir sebebin mi var yoksa?

ne olabilir ki namazdan önemli olan sebep???

dur ben tahmin edeyim:

namaz kılacak vaktin yok değil mi?

ama onların da yoktu...



ya bedir savaşına ne demeli:

savaş hiç durulmuyordu aksine gittikçe kızgınlaşıyordu, bu arada ikindi vakti çıkmak üzereydi, ama kılacak zamanda yoktu karşında en az on katın düşma vardı.
kenara çekilipte namaza duramazdın, yada namazı kılmıyacaksın di mi ben ce en kolayı bu...
ya onlar ne yaptı Peygamberimiz 300 kişilik ordusun ikiye ayırdı yarısı geriye çekildi diğer yarısıdaha ileri atıldı ve daha bir kuvvetle savaştı,
ve geriye çekilenler Peygamberimizin imamlığında namazı kıldılar, bitince de digerleri ile yerdeğiştirip onlar savaşmaya başladı diğerleri geri çekilip yine Peygamberimizin imamlığında namazı eda ettiler...

sence onların zamanı varmıydı? ya da bunların...


ama o zaman bu yoktu değil mi?



yada bu ...





eee tek sebebin bu mu yani? başkaları da yok mu?

hem vakit bulsan bile nerde kılacaksın ki namazı yer yok ki evde değilsin zaten başka yerde yok değil mi?

sence onların yeri var mı?



buda tutmadı başka yokmu bahanen?

yada yolculuk yapıyosundur değil mi, kılacak yer yok ki olsa kılardın...

peki onların var mı?


buda olmadı galiba?

yada çok yoğunsundur, çok işin vardır hiç ayıracak vaktin yoktur değil mi?

onların da işi çok ama bi on dakika ayırabiliyorlar.


ama senin bir dakikan bile yok değil mi?

bir düşün bakalım bu kadar vakti ne için harcıyosun, dünyalık için değil mi?
iyi para kazanıyım, rahat yaşıyım, param pulum olsun hepsi bunun için mi?
bir daha düşün sen önce kim götürmüş bir bez parçasından başka bir şey, orada rahat etmek için kim biriktirebilmiş veya götürebilmiş kazandıklarını?
oraya gittiğinde ilk sorulacak soru ne biliyor musun?

yaa o zaman ne cevap vereceksin, vaktim yok diyemezsin, yer bulamadım diyemezsin, işim vardı diyemezsin değil mi?

belki şunu dersin: "bu kadar çabuk beklemiyordum ölümü yoksa kılacaktım ileride namazımı kaza namazıda kılacaktım"...ama senin yaşın genç daha yaşlanınca kılarsın değil mi hem o zaman bol bol vaktinde olacak,
ya yaşlanmazsan...

ya sen namaz kılmadan, senin namazını kılarlarsa...


bunlar kadar gençmisin sen,ama bak onlar kılıyor neden?


namaza yetişmek için koşan bir çocuğa Hz.Ömer "sen daha çocuksun bu kadar telaş etmene gerek yok sen daha küçüksün namaz sana farz değil"demişti,
ve çocuk demişti ki:"Amca, amca! Bu işin büyüğü küçüğü olur mu? Daha dün mahallemizde bir çocuk öldü. Üstelik benden de küçüktü. Ölüm denen gerçeğin büyük küçük ayırdığı yok. En iyisi her yaşta buna hazır olmalı. Hem bu yaşta Namaza alışmazsam, büyüyünce kılmak zor gelebilir."

sen hala gencim de...?



aaa olmadı hastasın değil mi onun için kılamıyorsun, özür dilerim...

ama iyileşmen için namaz kılman gerektiğini biliyor musun? öyle dememiş mi Peygamberimiz"namazda şifa var" kalk bir kıl bakalım namazın hastalığın kalıyor mu o zaman???

bak oda hasta üstelik kaç yaşına gelmiş...(HİÇ UNUTMAM DEDEM ÖLÜM DÖŞEGİNDE DAHİ KILIYORDU)


ama ayakta duramıyosun değil mi?
oturarak kıl, oturamıyosunda(yatalaksın)
kafanla kıl o zaman, yoksa tamamen felç mi geçirdin (şimdi yıttın galiba) zannetme ki yırttın o zaman da gözlerin kıl bak bu kadar kolaylık var, eminim başka bahanelerinde vardır...değil mi?

yaaa boş ver hem sen niye namaz kılacaksın önemli olan kalp değil mi? senin kalbin temiz kılsan ne olacak ki?

O Güzeller Güzelinin kalbi kapkara mıydı, pislik içinde miydi de, ayakalarının altı şişinceye kadar namaz kılardı?

eee gördün mü kalbin Efrendimizin kalbinden de mi temiz acaba???

değil, değil mi?

bu da olmadı var mı başka bahanen kalmadı mı yoksa uyduracak bir şeyler?

tamam hepsini kılamıyorsun bari bir iki vakiti kıl olmaz mı?

oda mı yok?

bahanelerini dinleme(me)k isterim veya dur bunlarıda ben tahmin ediyim...

sabah namazına uyanamıyorsun, sabahın köründe kim kalkacak ki uykunu mahvedeceksin değil mi?


ya böyle bir ilan görsen ne yapardın acaba?


ama gitmezdin değil mi değmez onun için felan uykunu bozmana, sen mi gitmeyeceksin yalan bari söyleme ilk sen olmak için geceyi orda geçirirdin...

olmadı, gelelim öğleye, off öğle vakti o kadar telaşede namaza vakit mi ayırcaksınbir sürü işin gücün var yetişemiyorsun zaten, bir de namaz hiç olmaz bu kadar işin arasında namaz mı olur?


ama yemeğini yemeden öğleyi geçirmiyorsun belkide zevkini çıkara çıkara 1 saatte yiyosun yemeği değil mi, yemek daha önemli değil mi???

ya ikindin ne olacak??

dur şimdi zaten yoruldun bütün gün işler hala bitmedi bu yorgunlukla namazını felan kılamazsın, ama dedim ya az önce bir daha diyeyim ne demiş Peygamberimiz"hasta mısın, yorgun musun, çaresiz misin,... o zaman namaz kılda geçsin bunların hepsi...

ya akşam namazı???

oooo sende yaaa daha eve gidilecek, yemek yenilecek, zaten akşam vaktide kısa yetişemiyorsun değil mi?

evine 10 dakika sonra girsen ne olacak kaçmıyor ya ev, ama vakit gidiyor bir daha bulabilecekmisin o vakti???

yatsı namazını hiç sormuyum değil mi?


o saatte namaz mı kılınır insanın uykusu geliyor uykulu uykulu namaz kılınmaz ki...

ama nedense başka zamanlar uykun gelmiyor, mesela bunlara bakarken hiç uykun gelmiyor değil mi?



eee bunlarda olmadı vakitlerin birinden bile sıyıramadın yakayı,var mı başka bahanen benim aklıma bu kadarı geliyor, seninde aklına gelmiyor değil mi? kalmadı çünkü başka bahane... aslında var ben sana söyleyim mi üstelik bu sefer kesin kurtulursun namaz kılmaktan(zaten kılmıyosunda) üstelik bir tane değil, ne mi dur söyleyim:

1 : ÖLÜ İSEN

2: DELİ İSEN

3: ÇOCUK İSEN

4: HAYVAN İSEN

5: KAFİR İSEN

ne dersin sıyırdın bu sefer ha?

ama yok, nasıl olur sen ölü veya deli değilsin, üstelik kocaman adamsın ve insansın, Allah korusun kafirde değilsin eee demek ki neymiş namazdan kurtulamazsın................

sana sesleniyorum ey insan boşver sen nefsini o zaten hiç namaz kılmak istemez ki sen dinleme onu bak yukarda birden sıraladı bahaneleri sonuç ne peki? koskoca bir hiç. yani gel namazını kıl uyma sen ona yoksa sende mi uyduracaksın bahane ama kalmadı ki bahane, niye mi namaz kılacaksın? dur onuda söyleyim:
sen müslümansın degil mi?(elhamdülillah) eee kanıtın ne nasıl ispatlarsın bana müslüman oldugunu, tabi ki namaz kılarak islam demek namaz demektir namaz dinin direğidir onun için...


bir de gözünü çevirde bak etrafına


bu güzellikleri Yaratan övülmez mi, ona sana verdiği binlerce nimet için şükredilmez mi, tabi ki şükredilir bu da en güzel şekli olan namazla olur, hem sen namaz kılmakla Allah ’ı yüceltemezsin O zaten Yüceler Yücesi , sen ancak Rabbimin katında kendini yüceltirsin...

tamam sen boşver hepsini sen bunlara da mı acımıyorsun...


Yüce Allah buyurmuyor mu:

"namazdan sonra edilen dua reddolunmaz" diye, haydi onlar için başka bir yapmıyorsun(yapamıyorsun) madem en azından dua et...

hem bak doğada herşey ona secde ediyor sen daha ne duruyorsun...



şimdi gel ne dersin artık başlayalım mı namaza?
haydi mevlanaca namaz kılmaya var mısın??


onun gibi secde ede ede seccadeyi lime lime etmeye var mısın?

veysel karani gibi geceleri gündüzleri namazla geçirmeye var mısın?
öyle güzel bir namaz kılarmış ki mübarek bir geceyi sadece kıyamda, bir gece sadece ruküda, bir gece sadece secdede geçirirmiş...
Hz. Ali gibi, savaşta yediği okun acısından çıkaramıyorlar, ancak Hz. Ali namaza durunca çıkarıyorlar hem de kılı bile kıpırdamıyor, soranlara da "biz namaz kılarken can kuşumuzu salıveririz" demiş, var mısın böyle namaz kılmaya?,

Hz.Rabia gibi, gözlerinde yaş kalmayıncaya kadar namaz da ağlamaya var mısın?

ve O GÜZELLER GÜZELİ, namazı en güzel kılan O kimse onun gibi Kılamazdı, varmısın onun ümmeti olarak namaz kılmaya?

biliyorum sen onlar gibi namaz kılamazsın, onlar gibi olsan zaten bahane uydurmaz, namaz kılmak için kendine yollar arardın bu zamanda...nasıl mı namaz kılacaksın?

öyle bir namaz kılacaksın ki ezanı okuyan Bilal-i Habeşi olacak, namaz kıldığın yer Mescid-i Haram(KABE) olacak ve imamın Hz. Muhammet Mustafa olacak ve Hz. ebubekir, Hz. Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali ve sahabeyle birlikte namaza duracaksın....

öyle bir namaz kılacaksın ki, sırat köprüsünün üzerinde olacaksın aşağısı cehennem ve karşında YÜCELER YüCESİ Allah TEALA ve meleklerle saf tutarak...

öyle bir namaz kılacaksın ki mevlana’ca:


Namaza tekbirle girmek,"İlahi,biz Senin huzurunda kurban olduk !" demektir. Tekbir getirerek kurban kesildi ğibi, tekbirle namaza başlamak da, "Allah ’ım canımız Sana feda olsun!" anlamındadır.

Namazda kıyama durmak, Allah ’ın huzurunda kıyametteki muhasebeyi hatırlatır. Kul, biraz sonraki hakkıyla yerine getiremediği kullundan ve işledği günahlardan dolayı, utancından ayakta durmaya dermanı kalmaz, rükuya eğilir.

Başı rükuda iken"Hakk’ın suallerine cevap ver" diye İlahi ferman gelir. Kul, rükudan başını mahcup olarak kaldırır. Ayakta duramaz, yüzüstü secdeye kapanır.

Tekrar ona,"Secdeden başını kaldır! Yapmış olduklarından haber ver" diye ferman gelir. O, yine mahcup bir halde başını kaldırsa da, tekrar yüz üstü kapanır.


Aslında sen namazı Kabe de kılıyorsun biliyor musun? evet sen o safın içindesin aslında, ilk saf Kabe’nin etrafını çeviren ilk halkadır ve sende gittikçe büyüyen bu halkanın içindesin bu safın içindesin sen namazı orda kılıyorsun sadece biraz arka saflardasın o kadar, inşAllah ön saflarda da kılmak nasip olur...

var mısın böyle namaz kılmaya?

hadi ey kalbim durma artık tövbe et ve Yaradanına en güzel hamdını sun, temizle kalbini pislikten, dünyalıktan ve kula yakışır bir şeklide MEVLA’ya yaklaş...


hadi be ruhum hadi be kalbim uymayın siz o nefsime o hep konuşur ve sizi kötüye götürür, siz ondan güçlüsünüz, siz ona hükmedersiniz hadi kırın onun gücünü

biliyorum yapacaksın sen bunu hadi o zaman bak Bilal-i Habeşi ezanı okumaya başladı



haydi şimdi namaz zamanı, haydi şimdi kurtuluş zamanı...


KURTARIN KENDİNİZI...

ÇAĞDAŞLİK ADINA REZİLLİK

ÇAĞDAŞLİK ADINA REZİLLİK

MEDYANIN EMPOZE ETTİĞİ AİLE  BİÇİMİ (!)
  

    MEDYADA SIKÇA DUYMAYA BAŞLADIK " KIZIMIZIN ERKEK ARKADAŞINI EVİMİZE YEMEĞE DAVET EDELİM , BÖYLECE ONU TANIMIŞ OLURUZ !" ...ACABA...?

    KAÇ TANE GENÇ  ERKEK GENÇ BİR KIZLA ARKADAŞLIK EDERKEN EVLENMEYİ DÜŞÜNEREK BU YOLA ADIMINI ATAR, GERÇEKÇİ OLALIM, EVLİLİK YAŞI HIZLA İLERİ YAŞLARA DOĞRU GİDİYOR, GENÇ ERKEK SİZE , EVE GELECEK VE SİZE ASIL HÜVİYETİNİ GÖSTERECEK , ÖYLE Mİ " BEN KIZINIZLA ŞUNLARI YAPMAK İSTİYORUM ... " DİYECEK AÇIKÇA , ÖYLE Mİ ...!?

   AÇIK  OLALIM ; BU GENCİN SİZE ROL KESMEDİĞİNİ NASIL ANLAYACAKSINIZ, Kİ CİDDİ OLARAK EVLİLİĞİ DÜŞÜNEN VE FLÖRT İLE BİRBİRİNİ TANIMAYA ÇALIŞAN GENÇLERİN  ÇOĞUNUN  , EVLENSELER BİLE BİRBİRLERİNİ TAM TANIMADIKLARINI VE BİR ÇOĞUNUN BOŞANMA İLE SONUÇLANDIĞINI GÖRMÜYOR VE BUNDAN ŞİKAYET ETMİYOR MUYUZ ?

   BİZDEN OKEY ALAN GENÇ ERKEĞİN KIZIMIZLA BAŞ BAŞA KALDIĞINDA NELER YAPACAKLARINI NEREDEN BİLECEĞİZ?GENÇLER ARASINDA HIZLA YAYILAN ALKOL,ESRAR,ORAL,ANAL SEX ,LEZBİYENLİK,HOMOSEKSÜELLİK- VEYA BİR ADIM GERİSİ METROSEKSÜELLİK-, SATANİZM... GİBİ OLAYLARIN KIZINIZIN BAŞINA ERKEK ARKADAŞI VEYA ONUN ARKADAŞLARI VASITASIYLA  GELMEYECEĞİNİ KİM İLERİ SÜREBİLİR...?KÖTÜ YOLA DÜŞEN KIZLARIN AİLELERİ DE " KIZIMIZ KÖTÜ YOLA DÜŞSÜN " DİYE KIZLARINI SOKAKLARA SALMAMIŞLARDI , HERHALDE...!

    EĞER SİZLER AŞAĞIDAKİ HABERLERDEKİ AİLELERDENSENİZ SORUN YOK ;

    " ARTIK KADINLARDA ÇOK AŞIKLI...SADECE KENDİNİ TATMİN VE ZEVK AMACI İLE CİNSEL İLİŞKİYE YÖNELEBİLİYOR..." (MİLLİYET, BAKIŞ EKİ,SAYI:60,SAYFA:28)TABİİ BU İŞİ PARALI YAPANLARA OROSPU DENİYOR AMA PARASIZ YAPANA NE AD VERİLEBİLECEĞİNİ  DERGİ YAZMIYOR...

   "EŞCİNSELLİK NE BİR SAPIKLIK NE DE BİR HASTALIKTIR.SADECE ALIŞILMIŞIN DIŞINDA BİR CİNSELLİK BİÇİMİDİR...ÖZGÜRLÜKLERİN YAYILMASI İLE..." ( HÜRRİYET , 101 SORUDA SEX ,SAYA:39). BU MANTIKLA ŞÖYLE DESEK : HIRSIZLIK BİR SUÇ DEĞİLDİR SADECE ALIŞILMIŞIN DIŞI BİR GELİR ELDE ETME YÖNTEMİDİR, VEYA CİNAYET NE BİR SUÇ NE DE BİR KATLİAMDIR SADECE ALIŞILMIŞIN DIŞINDA BİR ÖLÜM SEBEBİDİR...! MADEMKİ MESELE " ALIŞILMIŞI AŞMAK...!"
   " CİNSELLİKTE SON TABU :ENSEST:ANA -  BABASIYLA SEVİŞENLER " (MİLLİYET .BAKIŞ EKİ :KASIM 1987,SAYFA:38)BU KADAR DA OLMAZ MI DEDİNİZ, DÜNE KADAR YUKARIDA SAYDIKLARIMIZDA " OLMAZ " DENİLENLER SINIFINDA İDİ !
    " TORBA TATİL KÖYÜNE PERSONEL SAĞLAYAN GERİŞ ADLI MUHİTİN MUHAFAZAKAR HALKI ... ARTIK ÜSTSÜZ TURİSTİ DE DOĞAL KARŞILAYABİLİYOR "( MİLLİYET:06.011.1985)
     AMA DEĞİLSENİZ , BİR DÜŞÜNÜN LÜTFEN, TABİİ Kİ KIZINIZI FAZLA SIKMAK VEYA ARKADAŞ EDİNMESİN ... DEMEK İSTEMİYORUZ AMA MEDYANIN DOLMUŞUNA DA BİNMEYELİM VE EŞ-OĞUL-KIZIMIZLA KONUŞARAK BU KONULARI HALLEDELİM !

   UNUTMAYIN ONLAR BİZİM DEĞİL SİZLERİN KIZLARI, BİZLERDEN SADECE UYARMAK-HATIRLATMAK

 

img112/1561/rrrrrrrrr7ou.jpg       SÜLONUN ÇAĞDAŞ TÜRKİYESİİ...ÇAĞDAŞ ANNE VE BABALARIN KIZLARI PAZARA ÇIKMIŞ...NE SATIYOLARSA...

 

img137/8158/vvvv0hk.jpg  BOYLE ÇAĞDAŞLIK BATSINN

   picture

 

 

 

 
     
                                NE YANİYOBE!!!..BU BİŞE DEİL SULOOOOOO

 

HEY ÇOBAN SULÖ..AZ KALDI SENİDE ŞU ALTTA GORÜCEZ....O ZAMAN SENI UYDURURLAR ÇAĞA...

 

mezar.jpg

 

       

EĞERKİ MEDENİYET AÇMAKSA BEDENİ,DESENE HAYVANLAR BİZDEN DAHA MEDENİ . ...

Tesettür

BACIMIN İFFETİ ÖRTÜSÜ

KADIN ÖRTÜ İÇİNDE OLMASI GEREKEN BİR VARLIKTIR.KADIN EVİNİN DIŞINA ÇIKTIĞI ZAMAN ŞEYTAN ONA GÖZÜNÜ DİKER.(ONU HARAMA NASIL ALET EDECEĞİNİ DÜŞÜNÜR).

 
HADİS-İ ŞERİF



"Bir tohum nasıl kabuğunun içinde korunabiliyorsa, bir kadında ancak örtüsünün içinde korunabilir."



BAŞIMDAKİ ÖRTÜYÜ ÇEKİP SAÇIMI ÖZGÜR BIRAKMAKSA ÖZGÜRLÜK;BIRAKIN ZİNDANLARDA MAHKUM OLAYIM AMA BANA ÖRTÜMÜ GERİ VERİN!...



MÜSLÜMAN KADINI ÖNCE BİRİNCİ EVİ OLAN TESETTÜRÜ 
SONRA İKİNCİ TESETTÜRÜ OLAN EVİ KORUYOR.....



"BAŞÖRTÜ;  ALLAH'IN EMRİ, MÜSLÜMAN KADININ ŞAHSİYETİDİR


GÖZÜNDEN AKAN YAŞLAR ELBET DİNECEK  AĞLAMA BACIM
ÖRTÜNE UZANAN ELLER BİRGÜN MUTLAKA İNECEK UNUTMA BACIM !!!


“Ne kürküdür, ne kolyesi, ne süsü
Bacıma şahsiyet veren örtüsüdür örtüsü.”

Tesettürlüyüm çünkü

Allah’ı hatırlamak ve hatırlatmak için…

Yaratılış gayemin gereği…

Özel olduğum için …

Özel hissettiğim için …

İnsanların gözünde değil,

Rabbimin nazarında özel olduğum için...

Kulluğumun gereği…

Rabbimin rızasını kazanmak için…

Tesettürlüyüm diyorum.

Örtü, yükseklerden bir emir ve yüksek bir eylemdir!

Allah’tan kuluna mahsus bir hediye, Mü’mine mahsus bir ahlaktır!

Göklerden gelen hediyeyi kabul ettiğim için Tesettürlüyüm...

Tesettürlüyken daha rahat olduğum için,
Dışarıda kendimi en rahat hissedebileceğim giyim şekli olduğu için,
Allah rızası için,

Birtakım kötü gözlerden koruduğu için,

Tesettürlü bir insan dış görünüşüyle değil de kişiliği ve ahlakıyla davranışlarıyla, düşünceleriyle ön planda olduğu için…

Tesettürlüyüm çünkü hürüm ben…

Tesettürüm sayesinde namahremim saygı duruşuna geçmek zorunda…

(öyle bir temsil etmeliyim ki bu olmak zorunda)

Tesettürlüyüm çünkü Hak böyle istiyor…

Hak istedi mi, şek yok şüphe yok koşul yok şart yok…

Tesettürlüyüm çünkü; hürüm ben…

Budur sebebi örtümü başımda taşırken gözlerimin ışıması…

Gurur addetmeyiniz…

Tesettürlüyüm çünkü;

Ben çiçek gibi taşımıyorum başımda örtümü
ben örtümü kurşun gibi yüreğimde saklıyorum.


Tesettürlüyüm çünkü;  değerliyim!

Tesettürlüyüm Çünkü…

Kem gözler-çirkef bakışlar bana göre değil…

Tesettürlüyüm Çünkü…

Allah’a İtaat Ediyorum…

Tesettürlüyüm...Çünkü

Allah’a Teslim oldum…

Tesettürlüsün Çünkü

güzelsin ve güzel olduğun için gizlisin(saklısın).Gizli olman emredilmiş…
Göz önünde olanın, kolay ulaşılanın ne değeri vardır ki?…

Tesettürlüyüm Çünkü;

Yüce Rabbim emretmiş.
o, bu dedi diye vazgeçecek kadar basit olsaydı başımda taşımaya utanırdım.
elhamdülillah gururla taşıyorum...


Tesettürlüyüm Çünkü;

“O” öyle emretti.

Tesettürlüyüm Çünkü;

AHLAK ANLAYIŞIMDIR

Tesettürlüsün Çünkü;

Büyük bir Allah ağrısı çekmeyeceksin …

Tesettürlüyüm Çünkü;

o benim kimliğim !

Tesettürlüyüm Çünkü;

Rabbim in verdiği bedenle dünyaya cihat için gönderildim.

onu koruyacak en güzel zırhtır tesettür …

Ve silahımdır başörtüm …

zalime ve zulme karşı direnmek ben Rabbimin emriyim diye haykırmak için.. .

Tesettürlüyüm Çünkü;

başımda bulunan ufak bir bez parçasıyla sevap kazanıyorum,

Tesettürlüyüm Çünkü;

İslam’dan rahatsız olanlarla kavgasız, gürültüsüz, kansız-cansız ancak böyle savaşabiliyorum,

Tesettürlüyüm Çünkü;

Öbür tarafta tesettürsüzden tek ayrıcalığım bu olacak,



Tesettürlüyüm Çünkü; zevk alıyorum,


Tesettürlüyüm Çünkü;

kendimi seviyorum,rahat yaşıyorum çünkü;TESETTÜRLÜYÜM…

                                           Daha ötesi var mı?

Sprechen über güzelliktir tesettür

 

Zitat

güzelliktir tesettür

Günlük hayatımızda, kızlarımızın başörtüleriyle okuyamadıkları, hanımların başörtüleriyle çalışamadıkları mevzusu ağırlıklı olarak gündeme gelmekte, erkeklerle aynı iş yerlerinde çalışmaları, yine onlarla beraber oturup kalkmaları, “Hacı kardeş, Hacı baba, Ağabeyciğim!” gibi hitaplarla senli-benli konuşmaları önemsenmemekte, hatta:

“-O benim âhiret kardeşim, kardeş değil miyiz, bunda ne var?” düşüncesiyle normal bile görülmekte, tesettür de sadece başörtüsünden ibâret zannedilmektedir.

Bazı hassas âilelerde ya hanım, ya kocası bu senli-benli konuşmaları ve kadın-erkek karışık oturmaları hazmedememekte, âile içinde tartışmalara, hatta ayrılmalara varan durumlar ortaya çıkmaktadır. Biz bulabildiğimiz ve dipnotlarda belirttiğimiz kaynaklardan istifâde ederek dikkatleri bu mevzûya çekmeye çalışacağız.

Tesettür nedir?

Sözlükte; örtünmek, gizlenmek, bir şeyin arkasında saklanmak anlamlarına gelir. Bir fıkıh terimi olarak tesettür erkek veya kadının şer'an örtülmesi gereken yerlerini örtmesidir. Bir kimsenin örtmesi gereken ve başkasının bakması haram olan yerlerine “avret yeri” denir.

Sağlam görüşe göre, bir kimse tek başına olduğu zaman da örtünmelidir. ( Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle Âile İlmihâli, sh: 49-50) Nitekim “Kimsenin bulunmadığı yerde avret mahallini örtmek gerekir mi?” sorusuna cevap:

“Avret mahallini örtmek, hem Hakk'ın, hem de halkın hakkı bulunan bir hususdur. Bu itibarla kendisinden başka kimsenin bulunmadığı bir yerde dahî avret mahallinin örtülmesi, sahih olan kavle göre vâcibtir. Peygamber Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- bir hadîs-i şerîflerinde:

“Avret mahallimi, içimdeki elbisemden gizlemek mümkün olsa elbette ondan bile gizlerdim!..” buyurmuşlardır. Hazret-i Ali -radıyallâhu anh-:

“-İnsan avret mahallini açınca yanındaki melekler utancından yüzlerini çevirirler.” buyurmaktadır. ( Üç Bin Seçme Fetvâ, Akid Gazetesi Neşriyâtı, c.2, sh: 116)

“Tesettür, mahlûkât arasında yalnız insana ait bir keyfiyettir. İnsan, Allâh -celle celâluhû-'nun lütfettiği insanlık haysiyet, vakar, hayâ ve ciddiyetini koruyabilmek için örtünmeye mecburdur. Aksi hâlde bu vasıfları zâyî etmiş olur. Kendisinin dûnundaki (aşağısındaki) mahlûkların seviyesine düşer. Toplumda, hayânın kaybolması, kıyamet alâmetlerinin belli başlılarındandır. Hadîs-i şerîfte “Haya imandandır!” (Buhârî, Îman, 3) buyrulur. Hazret-i Âdem ile Hazret-i Havva vâlidemiz, cennette başka insanlar olmadığı hâlde birbirlerinden ve diğer mahlûkâttan hayâ ettiler, telaş içinde orada mevcut olan yapraklarla örtünmeye çalıştılar. ( el-A'râf, 22) Bu da gösteriyor ki, maddî olan örtünme ve onun mânevî bağlantısı olan edeb ve hayâ, insanoğlunun en mümtaz vasıflarından biridir. ( Osman Nûri Topbaş, Nebîler Silsilesi 1, sh: 116)

Âyet-i kerîmede kadınların örtünmesi konusunda şöyle buyurulur:

“Mü'min kadınlara da söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Zînet yerlerini açmasınlar, bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini yakalarının üstüne koysunlar, zînet yerlerini, kendi kocalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kendi erkek kardeşlerinden, kendi kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından, kölelerinden, erkeklik duygusu kalmayan hizmetçilerden veya henüz kadınların gizli yerlerine muttalî olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizlemekte oldukları zînetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü'minler! Hepiniz Allah'a tevbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin, umduğunuza nîil olursunuz.” (en-Nûr , 31)

Bir başka âyet-i kerîmede:

“Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış örtülerini üstlerine giymelerini söyle. Bu onların tanınıp kendilerine sarkıntılık edilmemesi için daha uygundur. Allah çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir.” (el-Ahzâb, 59)

Bu âyet-i kerîmeler ve diğer islâmî prensipler göz önünde bulundurulduğunda kadının elbisesinde şu özellikler aranmaktadır:

1- Bütün bedeni örten bir elbise olmalıdır.

2- İnce ve şeffaf olmamalıdır.

3- Dar olup vücut hatlarını belli etmemelidir.

4- Erkek elbisesine benzememelidir.

5- Elbise süslü olmamalıdır.

6- Gayr-i müslimlerin elbiselerine benzememelidir. ( Dr. Faruk Beşer, Hanımlara Özel İlmihal, sh. 253-254)

Elbise konusunda Hazret-i Âişe vâlidemizden gelen şu ikaz çok dikkat çekicidir:

“Temimoğulları kabilesinden birtakım kadınlar Hazret-i Âişe'yi ziyârete gelmişti. Üstlerinde ince giysiler vardı. Hazret-i Âişe kendilerine şöyle dedi:

“-Eğer siz mü'minler iseniz, bunlar inanmış hanımların giysileri değildir. Eğer mü'min değilseniz o zaman durum değişir!..”

Yine Hazret-i Âişe'nin huzuruna ince başörtülü bir gelin getirilmişti. O şöyle dedi:

“-Nûr sûresine inanan bir kadın bunu örtünmez!..”

Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- «giyimi ve hareketleriyle erkeğe benzemeye çalışan kadına ve kadına benzemeye çalışan erkeğe» lânet etmiştir.

Tesettürün Farz Kılınmasının Hikmetleri:

l - Fitne kapısını kapamak.

•  Nesebi zâyi olmaktan muhâfaza etmek.

•  Zevceyi (kadını), zevcine (kocasına) rapt ile kötü niyetli insanların saldırılarından kurtarmak.

•  Âile müessesesine intizam vermek

•  Evlâdın terbiyesine ve dünyanın huzur içinde îmârına çalışmaktır.

Tesettürün bu hikmetlerinin yanında, sağlık açısından da faydaları vardır. Nitekim Alternatif Tıp ve Şifa Sofrası adındaki eserde şu satırlar bu açıdan dikkat çekicidir:

“…«Mini etek» adlı bir moda akımı vardı. Kadınlar büyük rağbet gösterdiler. (…) Fakat kadınlar ve genç kızlar, bu hâlin onların sıhhatlerini ve rûhî güçlerini alıp götürdüğünü farketmediler. Bu elbiseleri, soğukta ve rüzgârda da giydiler. Bu elbiselerin onların üreme organlarını tahrip ettiğini düşünmediler.

Genç bir kadın tanırdım . (..) Bilhassa soğuk kış günleri bu elbiselerle dolaşırdı. Birkaç defa kendisini uyardım. Sıhhatine yazık ettiğini söyledim. Bana verdiği cevap da aynen şunları söyledi:

“-Ben gencim, soğuk bana vız gelir!”

Bir müddet sonra genç kadının hastaneye kaldırıldığını duydum. Rahim iltihabına yakalanmış, rahimde (kist) oluşmuş ve rahmin tamamen alınması gerekmişti. Yapılan ameliyatla rahim alındı, fakat bu durumun ilerde daha tehlikeli hastalıklara sebep olacağını biliyordum. İki sene sonra kadın tekrar hastaneye kaldırıldı. Teşhis kanserdi. Birkaç ay sonra genç kadın öldü. Yirmi yedi yaşında idi.”

Yazının devamında sağlık açısından nasıl giyinmek gerektiği de anlatılıyor. Ancak tesettürde; yukarıda geçen hikmet ve faydalar dışında asıl gâye, Allah -celle celâlühu-'nun emrini yerine getirmek ve rızâsını kazanmak olmalıdır. 

Şekil olarak tesettür yeterli midir?

“...İslâm'da tesettür, yani kadının örtünmesi şarttır. Fakat onun şeklen mestûre (örtülü) olduğu gibi rûhen de mestûre olması lâzımdır. Eğer dış kalıp tesettürlü, fakat ruh çıplak yani gafil ve hoyrat ise, şartların zorladığı veya nefsin fırsat bulduğu anda o tesettür biter. Ayrıca kadının örtüsünün altında kadınlık misyonunu kaybetmemesi lâzımdır. Çünkü kadına evin tanzimi ve zürriyet emânet edilmiştir. Onun için her hususta kalbî hayat çok önemlidir. Tabiî ki, şeklin de kalbî hayatla beraber olması gerekir.

Bir insan, Allah'ın koyduğu tesettür hudutlarının dışına çıkamaz; fakat sırf tesettür de her şey değildir. İlâhî emirlerin yalnız bir bölümüdür.” ( Osman Nuri Topbaş, İmandan İhsana Tasavvuf, sh: 56)

Nâmahreme Bakış

İslam dîni, mahrem olmayan kadınlara bakmayı yasaklamıştır. Zevcesi veya mahremi olmayan (nâmahrem) kadınlara bilerek bakmak câiz değildir. Kur'ân-ı Kerim'de:

“Mü'min erkeklere söyle gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını muhafaza etsinler.” (en-Nûr, 30) ve yine:

“Mü'min kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler.” (en-Nûr, 31) buyurulmaktadır.

Ancak bir kadın göze rastgele ilişse tekrar bakmamak şartıyla günah sayılmaz, çünkü bu irâdenin dışında olur. Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Hazret-i Ali -kerremallâhu vecheh-'e:

“-Ya Ali, bir kadın gözüne ilişti mi ikinci defa bakma, birincisi için sana vebal yoktur. Fakat ikincisinin vebâli vardır.” buyurmuştur. (Müslim)

Yine Hazret-i Peygamber:

“-Bilerek namahreme bakmak gözün zinâsıdır.” buyurmuştur. (Buhârî, Müslim; ayrıca bkz: Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, c.2, sh. 159 )

Peygamber Efendimizin kızı Fâtıma -radıyallâhu anhâ- buyurdu ki:

“-Kadınlar için ne daha iyidir? (En hayırlısı nedir?)”

Peygamber Efendimiz de:

“-Hiçbir erkeğin onları görmemesi.” diye cevap verdi.( İmam-ı Gazali, a.g.e., sh: 197)

İhtilât (Kadın-Erkek Birlikte Durmak)

Tesettürü yaralayan, zedeleyen davranışların en zararlılarından birisi de kadın-erkek ihtilâtıdır, yani karışık olarak aynı yerde bulunmalarıdır.

İmam-ı Gazâlî hazretleri diyor ki:

“Birçok kadınlar için büyük zararlar, erkeklerin arasında bulunmalarından doğar. Fitne korkusu olan her yerde kadının gözünü korumak lâzımdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v) ' in evine bir kör adam geldi. Hazret-i Âişe ve diğer hanımları oturuyorlardı, kalkmadılar ve gelen kimse için:

“-Kördür, bizi görmez!..” dediler. Peygamber Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyurdu:

“-Onun gözleri görmüyorsa, sizinkiler de mi görmüyor?” (İmâm-ı Gazâlî, a.g.e., sh: 197)

İhtilâtın sebeplerinden birisi de iş yerlerindeki durumdur. Maalesef “...Çağımızda kadınlarla erkekler arasında sun'î bir eşitlik yarışı başlatılmıştır. Yaratılıştaki husûsiyetlere zıt olan bu yarış, hanımlık ve annelik meziyetlerini za'fa uğratmakta ve âileyi yaralamaktadır. Hanımların ev tanzimi ve salih bir nesil yetiştirmek yolunda, evlâdlarının ahlâkî yapıları ile meşgul olmaları yerine, hanımlıklarına, müstesnâ fıtratlarına zıd işlere yönlendirilmeleri, mantık, iz'ân ve îmana sığmaz. Çünkü âiledeki huzur ve saadet, kadındaki ve erkekteki istîdatların yerli yerince kullanılması ve korunmasıyla elde edilebilir. ( Osman Nûri Topbaş, Muhabbetteki Sır, sh: 249)

Yazımızı Mûsâ Topbaş -kuddîse sirruh- hazretlerinin kadın erkek karışık oturmak mevzûundaki şu sözleri ile bitiriyoruz.

“...Bazı âile reislerinin nazarları insanlara karşı olduğu için daima onlardan iltifat beklerler. Meselâ «Komşumuz çok nazik ve kibardır. Bize karşı da saygılıdırlar, o bize âilesi ile beraber geldiğinde ayrı olarak oturursak onu üzmüş oluruz. Hep beraber oturursak bir sakınca yoktur.» kanaatini yürütürler.

Böylece ahmakça hareketle, Cenâb-ı Hakk'ın rızâsını, kulun rızâsına tercih ederler. Böyle şâibeli kulluk yolunda olanların, tesettürleri, namazları ve diğer ibâdetleri olsa da semere alamazlar. Çünkü yarım insandırlar. Yüz tane yarım insanı toplasanız bir insan etmez. Çünkü her hareketleri istikrarsızlık içindedir. Bugün “ak” dediklerine yarın “kara” diyebilirler, çünkü îman-ı hakîkî kalplerine tam olarak yerleşmemiştir. Bunların yapacakları; hatalarını bilip, nâdim olmak, istiğfar etmek ve sâlihlerin, sâdıkların peşini bırakmamak ve onların nasihatlerinden istifâde etmek olmalıdır.” (Sâdık Dânâ, Altınoluk Sohbetleri 5, sh: 45-46)

 

   

 

Sprechen über Peygamber Ziyaretinize Gelse

 

Zitat

Peygamber Ziyaretinize Gelse

 

 

Peygamber Ziyaretinize Gelse

 


 

 

 

  purplerose 

6ahi1vqPeygamber(sav) Ziyaretinize Gelse6ahi1vq

 

  "Bir gün Peygamber ziyaretinize gelse, Yalnızca birkaç günlüğüne çalsa kapınızı, Merak ediyorum neler yapacağınızı..."
Bunu okuduğunuz anda, inancı sıkı veya gevşek nasıl biri olursanız olun hafiften sarsılıyorsunuz.

 Gerçekten de ne yaparız Peygamber kapımızı çalıverse! Hele O'nu dilinden düşürmeyen ama bir yandan da hayatın harala gürelesi içine "düşen"ler nasıl bir telaşa kapılırlar acaba?

 Ancak bu şiirimsi metni yazan aslında neler yapacağımızdan emin. Diyor ki...
"Biliyorum. Böylesine şerefli bir konuğa en güzel odanızı açacağınızı, Ona sunacağınız yemeklerin en iyisi olacağını, Ve inandırmaya çalışacağınızı, Onu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı; Fakat söyleyin bana, Evinize doğru gelirken gördüğünüzde, O'nu hemen kapıda mı karşılayacaksınız? Yoksa içeri almadan önce, aceleyle, Bazı dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp Yerine Kur'an'ı mı koyacaksınız? "

 Diyor ki...

 "Peki ya dünyalık müziğinizi, kasetlerinizi de saklayacak mısınız?
Ve bunun yerine ortalığa, Kitaplığınızın raflarında tozlanmış, Hadis kitapları mı çıkaracaksınız? Hemence içeriye girmesine izin verecek misiniz? Yoksa telaşla ne yapayım diyerek, Sağa sola mı koşturacaksınız?"

 Diyor ki...

 "Tanıştırmaktan onur duyacak mısınız en yakın arkadaşınızı onunla? Yoksa hiç karşılaşmamalarını mı umardınız, Peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle? Şimdi söyleyin açık yüreklilikle, Onun kalmasını ister misiniz sizinle?
Sonsuza dek, hep birlikte... Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız, Ziyareti bitip gittiğinde?"

 Kabul edelim ki çok etkileyici bir sorgulama bu! İnananların kendilerini hep eksik, hep kusurlu görme (ama alttan alta da kendilerini değil de çağı suçlu çıkarma) eğilimini destekleyici mahiyette bir etkisi var.
Ve adım gibi eminim ki, bu metin şimdi Mevlit Kandili ve Kutlu Doğum Haftası nedeniyle yine internette sık sık karşımıza çıkacak, e-mektup yoluyla ondan ona dolaşacaktır.

 Yalnız namazında niyazında olanlara değil, belki daha çok da benim çevremden insanlara; yani az çok bu manevi iklimi soluyan ama kafası hep bulanık kalanlara ulaşacaktır.

 O yüzden, belki "senin üzerine vazife değil ki" diyeceksiniz bana ama konuyla ilgili bir iki satır not düşmek istiyorum şu köşeye...

 Çünkü bu gönül çalan, inananları hemen etkileyen metnin ciddi sorunları var.

 Asrı Saadet, bazılarının uzaktan uzağa sandığının aksine aynı bugün gibi insani ve toplumsal eksikler, kusurlar, hınçlar, nefretler, düşmanlıklar, ayrılıklar, açgözlülükler ve yalan imanların iktidarıyla doluydu. Merak eden açar kitapları okur, okuyunca da şaşkınlıktan küçük dilini yutar. O çağı "saadetli" kılan O'nun varlığıydı. O'nun yaşadığı bir dönemde yaşamak, aynı vakti ve atmosferi solumaktı saadet...

 "Peygamber ziyaretimize gelse ne yapardık?" diye dövünmeye kalkışmadan önce bunu bilmek gerekir. O, içerisinde hangi rüzgarlar esiyor olursa olsun, ziyaretinin değerini bilen her evin değerini vermişti!
O'nu yakından tanıyanların deyişiyle "umanı umutsuzluğa düşürmeyen, güleryüzlü, yumuşak huylu, asla bağırıp çağırmayan" Peygamber'in ziyaret ettiği bir eve "bakalım içeride ne kusurlar ne sapkınlıklar göreceğim" fikri ve duygusuyla gireceğini hayal etmek ve ettirmek yanlıştır.

 Ziyaret edilenler açısından da asıl olan O'na gönüllerini açmalarıdır. Yoksa yalancıktan çeki düzen verilmiş evlerini değil...
Korkuya, telaşa ne gerek var? Huysuzluğa, karamsarlığa ne gerek var? Gelen Peygamber...

 "Bir an önce gitmesini isteme" konusuna gelince... Kimsenin bu konuda başkası yerine konuşma, bu soruyu siyasal-toplumsal bir sorgulama haline getirme hakkı yok.

 Çünkü...

 Gelen "sevgili"yse eğer, kim gitmesini ister?

6ahi1vq6ahi1vq

 

 

 

 

 

Üstad Bediüzzaman Said Nursi ve Suleyman Hilmi Tunahan Efendi

Üstad Bediüzzaman Said Nursi ve Suleyman Hilmi Tunahan Efendi

   
  
Süleyman efendi’nin yakın talebelerinden muhterem Mehmed Emre hocaefendi anlatıyor: “Sivrihisar’da vazifeye başladığım sırada ziyaretime gelen Emirdağ Müftüsü Mehmet Oral’a iade-i ziyarette bulunmak üzere Emirdağ’a gitmiştim. Bahsi geçen zat beni birkaç gün misafir etti.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin bu ilçede bulunduğunu öğrenince Kur’an Kursu öğreticisi Hafız İbrahim ile birlikte üstadı ziyarete gittik.Bu muhterem zatın ikamet ettiği ev, Kur’an Kursu’nun tam karşısındaydı.Sokak kapısından içeri girince elle yazılmış bir kağıdın kapısının arkasına raptedildiğini gördüm. Ve merak saikasıyla yaklaşıp okudum.

Üstadın ifadesiyle kaleme alınmış bulunan yazıda şöyle deniyordu: “Ben yaşlı ve hasta bir Said’im. Beni ziyaret etmek isteyenler kitaplarımı okusunlar.Böylece daha çok istifade ederler.”

Üstad Hazretlerinin hizmetinde bulunan Zübeyr, bizi görünce aşağı indi ve maksadımızı öğrenince kapının arasındaki kağıdı gösterdi. Ben “O yazıyı siz gelmeden önce okudum. Buna rağmen ziyaret etmek istiyorum. Kabul etmezlerse geri gideriz” dedim. Yukarıya gidip geldi ve üstadın huzuruna kabul edileceğimizi haber verdi, sevindim.

Odadan içeri girdiğimizde üstad,oturmakta bulunduğu karyolanın üzerinde iki dizi üzerine gelerek boynuma sarıldı. Ben de elini öpüp oturdum. Said Nursi hazretleri kendine mahsus şivesiyle;
“Müftü deyince yaşlı,ihtiyar bir kimse tasavvur ediyordum. Sen gençmişsin. Kimde okudun? ” dedi. Ben: “Süleyman efendi hazretlerinde” cevabını verdim. Bunun üzerine; Üstad, “Ben kendini görmemişem. Fakat manen tanırım. Ulema-i su İslam dininin şerefini ayak altına düşürdüler. Fakat o bunu minarenin şerefesi gibi yükseltti. Onu ve talebelerini okuduğum evradın sevabına ortak kılıyorum.” dedi.

Pırıl pırıl parlayan gözleri,zekasındaki fevkaladeliği yansıtmaktaydı. Bakışlarındaki maveralara uzanan bir ruh hasleti müşahede olunuyordu. Kemalatını aynelyakin müşahede ederek yarım saat kadar huzurunda bulunduktan sonra duasını ve müsaadesini talep ederek ayrıldım.”

(Mehmed Emre-Hatıralarım.s:55-56-Erhan yay.)

Bediüzzaman’ın talebelerinden Mustafa Sungur şöyle bir hatıra nakletmektedir:

“16 Eylül 1959 tarihiydi. Bediüzzaman Hazretleri aniden şiddetle rahatsız oldu. Bu rahatsızlığı üç gün devam etti. Gazete okumadığından ve radyo dinlemediğinden hâl-i âlemden haberi yoktu. Üç gün sonra İstanbul’dan Rüşdü Bey isimli talebesi geldi. Onu görünce hemen ahvâl-i âlemden ve İstanbul’da ne olup bittiğinden sordu. O da “Üstadım, Süleyman Efendi vefat etti” deyince, üstad birden kalkarak “Kardeşim, Şeyh Süleyman mı? Şeyh Süleyman mı? ” diyerek dikkatle sordu. “Evet üstadım, Şeyh Süleyman” deyince Bediüzzaman şöyle dedi: “Kardeşim ne zaman vefat etti? ” Bu soruya verilen cevap bizi daha da hayrete düşürmüştü. Zira tam vefat ettiği saat Bediüzzaman hastalanmış ve bu manevi elemi hissetmişti. Bediüzzaman, devamla
“Kardeşim, Allah rahmet eylesin, Allah rahmet eylesin, mübarek veli bir zattı, mühim hizmetler ifa etti. Allah rahmet eylesin.”

(Prof.Ahmed Akgündüz-Arşiv belgeleri ışığında Süleyman Hilmi Tunahan-Osav yay.)

Süleyman efendinin bendelerinden Arif Hikmet Köklü beyefendi 14.09.2001'de şu enteresan hatırayı anlatmışlardır;
'Bazı kimseler Bediüzzaman Said Nursi aleyhinde neşriyatta bulunuyorlardı.Onların tesirinde kalarak Şeyh Süleyman efendi hazretlerine 'Biz Said Nursi'yi nasıl bileceğiz? ' diye sordum. 'Bu Bediüzzaman hazretleri Türkiye'de en sevdiğim zattır' dediler.Yanından bir zat çıkıyordu,onu kast ederek 'Siz gelmeden önce bir zat gelmişti. Said Nursi hazretlerinin yanından gelmiş ve sohbetinde bulunmuş. Sohbette bizim bahsimiz olmuş.Ayağa kalkarak: 'Ne kadar sevap kazanmışsam yarısını Şeyh Süleyman efendiye veriyorum' dediğini bize nakletti. Biz de o zata dedik:'Biz de bu güne kadar sevap ve hayır namına ne kazandı isek hepsini Said Nursi hazretlerine hediye ediyoruz. Bunu kendisine bildirirsiniz.'

...Yine Arif beyin nakline göre Süleyman efendi şöyle buyurmuş: 'Said Nursi'ye makamını bizzat Resulullah vermiştir.En yüksek dereceye çıkmıştır.Hz.Allah'ın ilham ettiği şekilde yazacak,onun hizmeti de öyle...'

...Halen Hollanda'da bulunan Abdullah Tekin hocaefendi de şöyle bir hatıra naklediyorlar: 'Risale-i nurları okumakla birlikte çeşitli hocaefendilerimizden dersler de alıyorduk. Hacı Süleyman efendi hazretlerinden de uzun zaman ders aldık. Merhum bizim nurlarla irtibatımızı biliyordu.Bir gün yakın talebelerine; 'Bediüzzaman Hazretlerinin talebeleriyle aranızda zerre miktar bir ihtilaf çıkarırsanız huzur-u ilahide iki elim yakanızdadır...Abdullah evladımız iki yerden feyiz alıyor.Bediüzzaman hazretleri o vazife ile tavzif edilmiş, biz de bu vazife ile tavzif edilmişiz.' buyurdu.

düsün ve sükret

Düşün ve Şükret !
Allah’ın sana bahşettiği nimetleri düşün !
Sağlıklı bir beden,
Güvenli bir vatan,
Yeterince gıda ve giysiler,
İhtiyacın olan hava, su ...
Ve daha neler, neler !?..
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
 
Düşün ve Şükret !
Dünya senin !. Fark edebiliyor musun ?
Hayat senin !. Kavrayabiliyor musun ?
Her türlü nimet senin !. şükredebiliyor musun ?
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
 
Düşün ve Şükret !.
Eksik olan ne ?..
Gören gözlerin,
Konuşan dilin, dudakların,
İşiten kulakların,
Ellerin, ayakların var !..
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
 
Düşün ve Şükret !
Ayaklarının üzerinde yürümek kolay iş midir ?
Bacakların üzerinde durmak kolay iş midir ?
Çalışmayan nice ayaklar, kesilen nice bacakları düşün !..
Doyasıya uyumak kolay iş midir ?
Acıyla kıvranan, kapanmayan nice gözleri düşün !
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
 
Mideyi yiyeceklerle doldurmak,
yada kana kana su içmek kolay iş midir ?
Yemek yiyemeyen, su içemeyen nice hastaları düşün !..
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
 
Düşün ve Şükret !..
Sesleri işitmeni düşün; sağırlıktan korunmuşsun.
Görme özelliğini düşün ; Körlükten korunmuşsun.
Akıl nimetini düşün ; delilikten korunmuşsun.
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
 
Yalnız görme ya da işitme özelliğini,
Tonlarca altınla değişir misin ?

Ellerin, ayakların karşılığında
Nâdide mücevherleri kabul eder misin ?
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
 
Bil ki sen, sayılamayacak kadar çok nimetlere ve özelliklere sahipsin.
Fakat bunların farkında değilsin. Bunun için hep sıkıntı, üzüntü
ve ümitsizlik dalgaları arasında kıvranıp duruyorsun.
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
 
Oysa sıcak ekmeğin,
Soğuk suyun,
Doyasıya uykun,
Ve gıpta edilecek sağlığın var...
Bunlara şükretmelisin.
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
 
Düşün ve Şükret !..
Ele geçiremediklerini düşünüp üzüleceğine,
Kaybettiğin maddi değerler için huzursuz olacağına,
Elinde olanlar için şükretmelisin !..
Çünkü mutluluğun anahtarı senin elinde !..
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
 
Zira nimetlerin devamı ; Şükürle olur.
Huzur ve mutluluk ; Şükürle olur.

mevlanadan sözler

img90/3696/imagesfw4.jpgYa olduğun gibi görün, Ya göründüğün gibi ol !

"Baskalarının bahtiyarlığına imrenme. Çok kimseler var ki, senin hayatına gıpta ediyorlar."

""Topraktan biten güller solar gider,gönülden biten güller daimidir

 

"Içteki kiri su degil,ancak gözyaşı temizler."

 

Keskin disli kaplana acimak, zavalli koyunlara haksızlıktır.

 

Cömertlikte yardım etmede akar su gibi ol,
Şefkat ve merhamette günes gibi ol,
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol...
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,
Hoşgörülükte deniz gibi ol,
ya oldugun gibi görün, ya göründügün gibi ol....

 

Önce farenin şerrini defet, sonra bugday biriktirmeye çalış.

 

Insan yüzlü pek çok seytan var, her ele el vermemek gerek. 

 

Herkes herkese bir lokma birşey verebilir ama bogaz bagişlamak, ancak Allah’ın işidir. 

 

Çok insan gördüm, üzerinde elbisesi yok; çok elbise gördüm, içinde insan yok.

 

Tatli suyun bası kalabalık olur. 

 

Putlarin anasi, nefsinizin putudur. 

 

Ecel verileni almadan önce, verilmesi gereken herşeyi vermek gerekir.

 

Nefis üç köseli dikendir, ne türlü koysan batar. 

 

Kusursuz dost arayan, dostsuz kalir. 

 

Bir kimseyi tanimak istiyorsan düşüp kalktıgı arkadaşlarına bak. 

 

Bir şeyi bulunmadigi yerde aramak, Onu aramamak demektir. 

 

Hiç bir el, gönülden gizli bir iş yapamaz. 

 

Bir mum diger bir mumu tutusturmakla işigindan birsey kaybetmez.

 

Kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde sasilacak bir sey yok. Sasilacak olan odur ki, bu kuzu, kurda gönül baglamis, asik olmustur. 

 

Ne kadar  bilirsen bil söylediklerin karsindakinin anlayabildigi kadardir

Dogrudan nasihat, kisiyi yaralar.

 

 Hayatta muvaffak olmak için üç sey lazimdir: Dikkat, intizam, çalisma.

 

Her seye dogru demek ahmakliktir, fakat her seye yanlis demek de zorbaliktir. 

 

Akil, ask ve can! Bu üçü üçgendir. Her derde çare, her yaraya merhemdir.

 

Dertli adamin kararsizliklarla, dumanlarla dolu bir evi vardir. Derdini dinlersen o eve bir pencere açmis olursun.

 

*"Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez."


Düşüncen gül ise sen gül bahçesisin, diken ise dikenliksin.

 

Komşularından av kapmak aslanlara ayıptır, köpeklere değil.


dünya alimin kıymetsiz oyuncağı, delinin de değerli salıncağıdır.

 

Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susarak, davaya benzer, cefa çekmek te şahide, şahidin yoksa davayı kazanamazsın.

 

Aşksız olma ki, ölü olmayasın Aşk ile öl ki, diri kalasın...


eğer dostun yoksa niçin aramıyorsun. eğer dost buldunsa niçin sevinmiyorsun.

 

Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşıdakinin anlayabildiği kadardır.

 

 -"ALLAH İCİN ATESE ATILMAK VARDIR.LAKİN ATESE ATILMADAN ONCE KENDİNDE
İBRAHİMLİK OLUP OLMADIGINI ARASTIR.CUNKU ATES SENİ DEGİL İBRAHİMLERİ TANIR
VE YAKMAZ.."

Seccade'nin Feryadı...

Seccade'nin Feryadı...

Gün ışımamış sabah yakındır

Yorgunluğun verdiği ağırlıkla hemen uykuya dalmıştı.Bir iniltiyle uyandı adam.Etraf halen karanlıktı. İniltiyi rüya gördüğüne yordu. Dudakları susuzluktan çatlıyordu, öyle susamıştı. Işıkları yakmadan mutfağa gidip suyunu içti ve yatağına döndü. Tam uyumak üzereyken, aynı inleme sesi tekrar kulaklarını tırmalamaya başladı. Ama rüyamıydı uyanık mıydı farkında değildi. Sesin geldiği yöne doğruldu. O an rüyada olduğuna iyice emin oldu. Çünkü duyduğu sesin sahibi evin tek seccadesiydi. <
Adam şaşırdı ve korkulu bir sesle <


-İnleyen sen miydin?
-Evet dedi seccade
-Niçin ağlıyorsun?
Seccade yine içe işleyen bir sesle:
- Seni uykundan uyandıran susuzluğunu, doyuncaya kadar, su içerek giderdin. Oysa benim susuzluğumu giderecek kimsem yok!
- Nasıl susarsın, sen canlı bile değilsin dedi adam.
Seccade:
- Benim ihtiyacımda bir nevi sudur ama içtiğin değil. Benim susuzluğumu ancak tövbekar kulların gözyaşları giderir.
- Anlamadım dedi adam meraklı gözlerle seccadeye
- Ağlarım çünkü Allah'ın kulları; kabrinin aydınlığa ulaşmasını, karanlıklarda kalmamayı, o kutlu günde aydın olmayı isterler. İsterler de bu vakitte kalkıp iki rekat teheccüt namazı kılmazlar. Hep bakarım sana, bir günde kalkıp şükür için iki rekat namaz kılmazsın.
-Beni rahat bırak deyip döndü adam.

Seccade devam etti.
- Ey Allah'ın kulu; bak işte sabah namazının vakti geldi. Ezanlar; namaz uykudan hayırlıdır diye sesleniyor. Ah sabah namazı , ah bu sabah namazı ! Namazlar arasında müstesnadır. Hem kalbe hem de ruha hayat veren bir iksirdir o . Yetmiyor mu ? gece gündüz dünya için koşuşturduğun , Aziz ve Kahhar olan Allah'ın çağrısına neden icabet etmezsin!!!
Adam iyice sıkılarak:
-Ey seccadem, beni rahat bırak . Gündüz yeterince yoruluyorum, biraz daha uyuyayım deyip yatağın sıcaklığına bıraktı kendini.
- Seccade yılmadan adamı uyarmaya ve uyutmamaya uğraşıyordu.
- Demek ki sen dünyaya ahretten daha çok önem veriyorsun.
Adam iyice öfkelendi:
-Yeter artık lütfen konuşma diye bağırdı.

Seccade bu çıkışın karşısında önce sustu. Daha sonra sesini iyice alçaltarak ;
-Ah o fecir vaktindeki adamlar, ah o fecir vaktindeki adamlar dedi. Sen O nurlu peygamberin bu vakit için neler söylediğini bilmez misin. Her kim ki güneş doğmadan ve batmadan evvel namazlarını eda ederse ateşe girmeyecek Ve yine O güzel insan Kim şu iki namazı (sabah - ikindi veya sabah - yatsı) kılarsa cennete gider. Ve nihayet Münafıklara en ağır gelen namaz sabah ve yatsı namazıdır. Onlar ki o iki namazdaki ecri bilselerdi sürüne sürüne giderlerdir
Bunun üzerine adam yatağından doğrulup;
-Haklısın sabah namazı gerçekten önemli dedi..
Seccade:
-Öyleyse kalk ve namaz kıl dedi.-Yarın inşAllah , mutlaka kalkacağım ama bugün çok yorgunum dedi adam.

Seccade son bir ümitle ;
-Kişi Salih amellerin ne kadar büyük ecri olduğunu idrak edemezse tüm zamanlarda bu ameller zor gelir. Sorun uyumaksa, kabir de uykudan çok ne var! Gel sözümü dinle Ey Allah'ın Kulu!
Bu andan sonra adamda tek kelime duyulmadı. Seccade de bir süre sessiz kaldı. Adam uykuya devam etti.

Ama heyhat! Adam ömründeki en uzun uykuyu dalmıştı bile. Seccadenin son sözlerini duyamadı. O an seccade adamın öldüğünü anlayınca kısık bir sesle şunları söylüyordu.
-Ey tövbesini yarına erteleyen, bilir misin yarına çıkabileceğini !!!
Ölüm pusuda hep, biz dünya için günah işlerken. Süresi de kısıtlı. Gün gelip atar, farkında olmadan



Terketmek kolay olandır..
 terkedersiniz olur biter...

Bulunduğunuz siperi, savunduğunuz değerleri,
 içerisinde yer aldığınız cepheyi, sizi siz eden kimliğinizi ve kişiliğinizi,
üzerinize gelen baskıları hafifletmek, savuşturmak,
ya da yılgınlığa kapıldığınız için terketmek,
 sizi sadece sipersiz, cephesiz, kimliksiz ve kişiliksiz bırakmaz,
aynı zamanda onursuz bırakır...

Terkedenler, sorumlu tutulmamak için yapıyorlarsa bunu,
 şunu unutmamalıdırlar ki, siper terkedilerek sorumluluktan kurtulunmaz; ışığın mekanı terketmesi, sadece sıradan bir terk değil, karanlığı davettir;
karanlığın kararttığı her yürekten kara bir pay da,
o terkedene ait olacaktır.

Terketmenin alternatifi kesinlikle "teslim olmak" değildir,

"teslim olmak", terketmenin en kötü biçimidir.

Teslim olanlar, Kitab'ın ifadesiyle "benliklerini satanlardır".
 İslam, "teslimiyet" demektir;
 ALLAH'a kayıtsız şartsız teslimiyet.
ALLAH'a teslim olan, başka ilahların önünde eğilmez.
ALLAH'ın huzurunda eğilenlerin başka ilahların önünde de eğildiklerini görürseniz
, Kâbe'leri olan yüreklerini puthaneye çevirdiklerine hükmedebilirsiniz.
 Başka türlüsü mümkün değildir,
 çünkü bir gönülde iki sevda olmaz ve
 "ALLAH bir göğüste iki kalp yaratmamıştır.
" Teslim olmanın ya da terketmenin dışında bir çıkış yolu yok mudur?

 Elbette vardır: direnmek ve aşmak.

Direnmek yürek ister,
sabır ister, sebat ister, bilgi, inanç ve haysiyet ister.
Yüreği yetmeyenler direnemeyecektir..
 
O halde direnemeyenler, önce yüreklerinde tükenenlerdir.
 Yüreği işgal olunanın organları, işgalcinin paralı askerliğine soyunacaktır.
Beden ülkesinin başkenti olan yürek işgale uğramışsa, bu yüreğin taşrası olan
 göz-kulak, dil-dudak, el-ayak ne'tsin?
İşgale uğramamış her yürek, sayısı oldukça kısıtlı olan özgür yüreklere yük
olmaktan da kurtulacaktır. Bırakınız yük olmayı, yük alacaktır. Sorunun bir parçası
 olmaktan çıkıp çözümün bir parçası olacaktır.

İşte o zaman kişi, yüreğin bu potansiyel enerjisini kinetize eden
akletme yeteneğiyle aşacaktır önündeki engelleri.
 Bir çıkış yolu mutlaka bulacak ve bîçare kalmayacaktır.
Herşeyden öte kutsal sancısını, acısını, ıstırabını "terketmek",
 ona sırt dönmek gibi vahim bir yanlışa düşmeyecektir.

 Psikologlara göre "ne olursa olsun elemden kaç, hazza koş"
 psikolojisi üç-dört yaş çocuğunun psikolojisidir.
"Yetişkin çocuk" ya da "çeyrek insan" davranışı sergilemek istemeyenler,
bu üç-dört yaş psikolojisinden kurtulmak zorundadırlar.

İnsanlık destanı boyunca tarihin aktif öznesi olan kuşaklar,
 acıların ve zor sınavların imbiğinden damıtılarak yetişmişlerdir.
 Sahte neşelerin ve gündelik hazların sürüklediği yığınlar,
tarihin yatağında akan pasif nesnelerdir.

Herkese düşen, önce yerini ve yolunu seçmektir.
Seçtiğiniz yol, sizi aktif özne olmaya götürüyorsa,
 ayağınıza batan dikenlerin acısına "sermaye"
 gözüyle bakmayı öğrenmelisiniz...


http://img205.imageshack.us/img205/4939/15yn3.jpg

 

Ahir zamanda genç olmak, bir bakıma, herşeyin maddeye indirgendiği bir çağda, maddenin olanca ağırlığı ve duygusuzluğu ile üzerine çöktüğü bir karabasan yaşamaktı. Lisede yahut üniversitede okuyan yahut şu veya bu işyerinde çalışan veyahut çalışacağı iş arayan bir genç, genç olarak heveslerin ve heyecanın zirveye tırmandığı bir süreci yaşarken, her gün bir üst modeli çıkan arabaların metalik ağırlığı altında eziliyordu meselâ. İnsanların araba modeli, gömlek markası ve beden ölçüsü ile değerlendirildiği bir zamandı yaşanan.

Gençliği cinselliğe, genç kızlığı sarı saçlı beyaz tenli 1.70’lik manken görüntüsüne, delikanlılığı ise asgari 1.75’lik atletik bedene ve spor arabaya indirgeyen hakim anlayışın yol açtığı sorunların her biri, başlıbaşına bir inceleme konusuydu. O sorunların her biri, dünyanın her yerinde her gün binlerce, yüzbinlerce, hatta milyonlarca genci mutsuz ediyor; binlerce, yüzbinlerce aileyi kavga, öfke ve gözyaşı içinde mutsuzluğa sevkediyordu. Babası kendisine Reebok ayakkabı alamadı diye intihara yeltenen gençlerin olduğu bir dünyadaydık da, bu dünyanın bir ayakkabıyı uğrunda intihara teşebbüs edilecek hale nasıl getirdiğini analiz edebilmiş miydik?

Oysa, birilerine kalsa, liseli Neşe’nin sorunu ‘kepek sorunu’ndan ibaretti. Filan şampuan üç artı bir formülüyle bu sorunu çözerdi. Genç dediğin, bir cep telefonuyla özgür olur, bir şişe kola’yla kolayca özgürlüğün tadını bulur, karşısındaki insana değil, arabasına veyahut blucinine aşık olurdu!

Bırakalım ötesini; sadece bu örnekler dahi, ahir zamanda genç olmanın zorluğunu ilk elden bildiren işaretlerdi.

Bütün bir toplumun şirkten yana durduğu bir zamanda hidayet üzere kalabilmiş Ashab-ı Kehf’in tamamının genç olması bir tesadüf müydü? Yoksa, şartlar ne kadar ağır, küfür, şirk ve şehevât ne kadar baskın olursa olsun, bunların üstesinden gelerek hakikati bulmanın imkânına, ve bu imkâna en yakın olanın herşeye rağmen gençler olduğuna dair bir ders, iz, işaret veya telmih yok muydu bu sûrede?

Evet, vardı. İçtenlikle ve ısrarla aramayı sürdüren bir gencin en ümitsiz şartlarda dahi aradığını bulabileceğine dair bir ders, bu sûrede kesinkes vardı. Hem, Resûl-i Ekrem’in (a.s.m.) Deccal fitnesine karşı ümmetine bu sûreyi tavsiye buyurmasının elbette bir anlamı ve hikmeti olmalıydı.

Bu ülkede, üzerine kapı kilitlense, kendisine deli muamelesi yapılsa dahi namazından vazgeçmeyen; ulaşabildiği ve ancak gizlice okuyabildiği kitaplar saklandığı yerlerden bulunup yakılsa dahi iman yolunda yolculuğunu sürdürebilen genç erkekler; üniversite kapısında binbir mihnetle yüzyüze kalabileceğini bildiği ve ailesinde tek bir mesture olmadığı halde Rabbinin rızasını gözeterek örtünebilen genç kızlar bulunuyor.

Ahir zamanda genç olmak zor, biliyorum. Ahir zamanda mü’min genç olmanın daha kolay olmadığını da biliyorum. Ama doğuda batıda yaşanıp nazarımıza ilişen böylesi milyonlarca örnek, bize ‘zor’ olanın ‘imkânsız’ da olmadığını açıkça gösteriyor.

Bin türlü engeli aşıp hakikati bulabilmiş her bir gence, ‘ahirzaman evliyası’ gözüyle bakalım istiyorum.

Zira, ahir zamanda genç olmak, ateşler içinde olmaktır. Ahir zamanda mü’min genç olmak, ateşler içinde yanmamaktır.

Ahirzamanda mü’min genç, ateşler içinde İbrahim misalidir açıkçası. Firavun sarayındaki Musa, çağın Züleyha’ları karşısında Yusuf misalidir.

Ve, ateşler içinde İbrahim’i yakmayan, Firavun sarayında Musa’yı saptırmayan, Züleyha karşısında Yusuf’u kandırmayan sırra erildiğinde, ahir zamanda mü’min genç olmanın yolu elbette görülecektir

sessiz dua

          

http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/9bc2184ca72745128b6e1a875f1c840c.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gif http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gif http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gif http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/9bc2184ca72745128b6e1a875f1c840c.gif

 

DENIZE

 
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gif

 

(http://cid-8b65ddc71b4c6a06.spaces.live.com/)
Her şeyden evvel, varlığıyla varlığımızı ışıklandıran, gö(http://cid-8b65ddc71b4c6a06.spaces.live.com/)zlerimize nurlar serpip, bizleri nefsanî karanlıklardan kurtaran Rahmeti Sonsuz Rabbimize hamd ü senâlar ediyor, varlık ağacının çekirdeği, kainat kitabının ille-i gâiyesi, Hakk’a davetin en gür sesi Efendimiz'i, âlini ve ashabını salât ü selamlarla bir kez daha anarak ellerimizi açıp yalvarıyoruz:
 
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gif

Yüce Rabbimiz!
 Gönüllerimizi sıdk, emanet, ihlas ve yakîn hisleriyle buluştur ve bizi kalbleri rikkatle çarpan huşû ve hudû sahibi, murâkabe, heybet ve marifet-i tâmme ehli insanlardan eyle! Destekleyenimiz, yardım edenimiz ve koruyup kollayanımız Sen ol! Ne olur, biz âciz ve muhtaç kullarını hüsrana uğramış zavallılar gibi eyleme, onların düştükleri acıklı durumlara maruz bırakma.. kalblerimizin üzerinden is, sis ve pas perdelerini kaldır; kaldır ki hakkı hak olarak görüp bilebilelim.
 
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gif

Yüceler Yücesi Allahımız!
Sen’den bize nezdindeki nurlardan bir nur göndermeni ve onunla zâhir-bâtın bütün hislerimizi nurlandırmanı, gönüllerimizi ağyar ve masiva karanlıklarından arındırmanı ve yürüyeceğimiz yolları, insanlığa en mümtaz rehber olarak seçip vazifelendirdiğin habibin Muhammed Mustafa’nın nuruyla ışıklandırmanı diliyoruz.
 
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gif

Allahım...
Efendimiz Hazreti Muhammed’e, aile efradına ve bütün ashab-ı güzînine salât u selam ederek bunları Senden dileniyoruz; dualarımızı kabul buyur Rabbimiz!..
Bizleri cehennem ateşinden,gözlerimizi harama bakmaktan,kulagımızın haramı duymasından,kalbimizden haramın gecmesinden bizleri koru
 
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gif
Ey  Erhamerrahimin
Bizleri münevver mümin sevdiğin kullarından eyle,Hacca gidip hacı olmayı
kur an okumayı,namaz ı mızı hakkıyla eda etmeyi,senın sevdiğin kullardan olmayı bizlere evlatlarımıza,hısımlarımıza,akrabalarımıza ve tanıyıp tanımdadığımız herkese nasip eyle..Bizler,e salih eş evlat ve nesil nasip eyle..İslamı kuran ahlakını bizlere ve neslimize yaşamayı nasip eyle ..
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gif
Allah'ım!
Benim ismet perdesini yırtan günahlarımı affet. Allah'ım! Benim mutsuzluklara sebep olan günahlarımı affet. Allah'ım! Benim nimetleri değiştiren günahlarımı affet. Allah'ım! Benim duanın icabetini önleyen günahlarımı affet.

Allah'ım!
Benim belanın inmesine sebep olan günahlarımı affet.

Allah'ım!
İşlediğim bütün günahları ve yaptığım bütün hataları affet.

Allah'ım!
 Sana zikrinle yaklaşmak istiyor ve Seninle Sen’den şefaat diliyorum. Cömertliğin hakkı için beni Kendine yaklaştırmanı ve şükrünü eda etmeyi bana nasip kılmanı ve zikrini bana ilham etmeni niyaz ediyorum.

Allah'ım!
 Huzu, huşu ve zelil bir dille, Sen’den hatalarıma göz yummanı, bana merhametli davranmanı, beni verdiğine razı, kanaatkar ve her halde mütevazı kılmanı diliyorum.

Allah'ım!
 İhtiyaç ve yoksulluğu şiddetli olan ve hacetini zorluklar anında kapına getiren, katında bulunanlara büyük rağbeti olan kimsenin yalvarışı gibi sana yalvarıyorum.

Allah'ım!
 Senin Saltanatın büyük ve mekanın yücedir, tedbirin gizli; emrin açıktır; kahrın galip, kudretin her yerde caridir ve Senin Hükmünden kaçmak muhaldir.

Allah'ım!
 Senden başka günahlarımı affedecek; kabahatlerimi örtecek; kötü amelimi iyiye çevirecek biri yok. Senden başka ilah yok; Sen Sübhan'sın, Münezzehsin; Sana hamdederim.
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gif

İlahi!
 Sen beni benden daha iyi Bilirsin. Ben de kendimi, övenlerden daha iyi bilirim. Onların bende bulunduğunu sandıkları iyilikleri Sen bana İhsan Et ve bilmedikleri kötülüklerimi Setret ve Mağfiret Buyur. Hakkımda söylenen şeylerle beni Günahlandırma.
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gif
Rabbi Rahimim!.
 beni dostlarına dost sevdiklerine sevgili eyle.....
Bizlere salih yuvalar kurmayı salihlerle arkadaş olmayı onların muabbetlerinde bulunayı nasip eyle...Bizlere salih evlatlar naip eyle..
Namaz ve kur an ı hakkıyla eda etmeyi...cennetle muşdelediğin kullarından olmayı nasip eyle...Bizlere hacı olmayı nasip eyle.....
Ailemiizi ve bizleri her turlu şeytan ve musubetlerinden kazalardan belalardan deprepten ve zel zeleden koru...
sana sonsuz sukurlar olsun...Yalnız ve yalnız sana sıgınırım.....
(selat ve selam getirin)
El fatiha....
Amin  
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gifAllahumme salli ala seyyidina muhammedhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gif
Amin... 
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/ca9744c55e84976516655742a4316066.gif

http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gif

 

NAMAZIN FAZİLETLERİ

 
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/9bc2184ca72745128b6e1a875f1c840c.gifNAMAZIN FAZİLETLERİhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/9bc2184ca72745128b6e1a875f1c840c.gif
 
  
Sabah Namazı;
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gif
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/9bc2184ca72745128b6e1a875f1c840c.gif''Ölüm Sekaratı sıkıntısının ilacıdır,''http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/9bc2184ca72745128b6e1a875f1c840c.gif

Vakit seher.
Ufukta günün kızıl çiçeği açmak üzere.
Vaktin rahmine sabahın nutfesi düştü az önce.
Gecenin toprağında saklı ışıktan tohumlar başlarını uzatıyor.
Şimdi hatırla ki, sen de bir zamanlar yokluğun karanlığında yitiktin. Unutulmuşluk toprağına gömülü bir tohumdun.
Kimsenin adını bilmediği, hatırını saymadığı bir yetimdin.
Hatırla ki, unutulmuşluğun toprağında Rabbin seni unutmadı.
Rabbin seni sahipsiz de bırakmadı.
Rabbin seni yokluk gecesinden varlığın ufkuna eriştirdi.
Taze bir bahar gibi gün yüzüne çıkardı bedenini.
Ete kemiğe bürüdü ruhunu.
Gülden tebessümler giydirdi yüzüne.
Şimdi seher vakti.
Göz kapaklarının ardından kaç.
Gafletin gecesinden uyan.
Aç gözlerini sehere.Aç kalbini Rabbine.Uyan.Uyan,yan ve an seni hiç unutmayan Rabbini.
Güneş ufukta yükselmeden, sen dualar ufkuna yüksel.
Herkes unutsa bile seni unutmayan Rabbini herkesin O'nu unuttuğu anda ananlardan ol.
Haydi kalk! Kalk ve miracına eşlik et En Sevgilinin(s.a.v)
Şimdi sabah!
Şimdi sabah namazı vakti...

Öğle Namazı;
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gif
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/9bc2184ca72745128b6e1a875f1c840c.gif'Kabrin karanlığının sıkıntısının ilacıdır''http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/9bc2184ca72745128b6e1a875f1c840c.gif
 

Vakit öğle.
Gün ortası. Dünya telaşındasın.
İşler yoğun.Yarım kalmış ne kadar iş var!
Sanki sensiz yürümüyor hiçbir şey.
Sanki sen olmasan işler hep yarım kalacak, belki hiç başlamayacak.
Ne kadar çok vazgeçilmezin var!
Ne kadar vazgeçilmezsin!
Oysa dünya seni pek umursamıyor.
Telaşlarına inat uzakta bir kelebek yavaş yavaş kozasından çıkmada. Ötelerde bir insan son nefesini vermekte sessizce..
Bir bebek ilk kez gülümsemekte annesine...

Vakit öğle.
O kadar gürültü var ki ortalıkta.
Kalbinin sesini duyamıyorsun bile.
Ruhunun sonsuza uzanan emellerine kör olmak üzeresin.
Telaşların arasından sıyrıl, ruhuna yer ayır.
Ebedi sükunete hazırla kendini. Kalbini sonsuzluğa bitiştir.
Alnını secdeye değdir.
Şimdi öğle namazı vakti...

İkindi Namazı;
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gif
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/9bc2184ca72745128b6e1a875f1c840c.gif''Sorgu meleklerinin sıkıntısının ilacıdır''http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/9bc2184ca72745128b6e1a875f1c840c.gif
 

Vakit ikindi.
Gün ihtiyarladı.Güneş solgun rengini bırakıyor güller üstüne.
Zaman ırmağı ikindinin çağlayanından dökülüyor şimdi.
Ayrılığı söylüyor hece hece.Hüzün renkli bulutlar sardı göğü.
Güneşin saltanatı bitmek üzere. Zevale doğru akıyor ışıklar.
Hatırla ki, sen de bir ömrün ikindisine yürüyorsun.Tenin soluyor. Gözlerinin feri çekiliyor.Yüzünü bu dünyadan çevirmeye hazırlıyorsun. Bundan sonra vaadi yok sana zamanın.Yokuş aşağı akıyor kalbin.

Vakit ikindi.
Kalbini kanatıyor kuru gül yaprakları.
Tutunacak dal arıyor gibisin zamana karşı.
Zamanın hükmü ağırlaşıyor üzerinde.Gün daha kısa geliyor artık.
''Yemin olsun ki ikindi vaktine.Hüsrandadır insan.''
Şimdi anlıyorsun.Çünkü, yokuş aşağı akıyorsun.
Dalından kopuyorsun.Hoyrat bir rüzgâr artık zaman.
Geriye kalan ancak iman.
Secdeye koy alnını. Eğil Zamanın Sahibinin önünde.
O'na konuş, dualarını fısılda. Sonsuzluğa tutun hece hece.
Şimdi ikindi namazı vakti...

Akşam Namazı;
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gif
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/9bc2184ca72745128b6e1a875f1c840c.gif'Amel defterinin dağıtıldığı andaki sıkıntının ilacıdır''http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/9bc2184ca72745128b6e1a875f1c840c.gif
 

Vakit akşam.
Gün ölmek üzere.Güneş ışıklarını topluyor eşyanın üzerinden.
Kızılca kıyameti kopuyor dünyanın.Kara kefenini giyiniyor gün.
Gülün rengi soluyor, eşyanın cezbesi yitiveriyor.
Hatırla ki, senin de akşamın olacak bir gün.Ömrünün ışıkları solacak. Hayatının perdesi çekilecek.Senin de kıyametin kopacak.

Şimdi akşam.
Ölmeden önce bil öleceğini ki, yaşatıldığını farkedesin.
Herkesin senden uzaklaşacağı ölüm anını hatırla ki, sen de şimdi herkesten ve her şeyden uzaklaşıp Rabbine yanaşasın.
Seni sen yokken de bilen Rabbin, sen öldükten sonra da bilecek elbet.. Herkesin unuttuğu yerde seni bir O hatırlayacak.
Hatırını yalnız O bilecek. Sen de O’nu an şimdi.
Şimdi akşam namazı vakti…

Yatsı Namazı;
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gif
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/9bc2184ca72745128b6e1a875f1c840c.gif''Sırat Köprüsü’ndeki sıkıntının ilacıdır''http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/9bc2184ca72745128b6e1a875f1c840c.gif
 

Vakit Yatsı.
Gün çoktan öldü.Güneş ışıklarını topladı.Gece hükmediyor aleme. Güneşin saltanatı bitti.Işıklar tükendi ufuklarda.
Renkler ellerini çekti eşyadan.
Gül soldu, gün soldu.Göğe yöneldi gözler.
Hatırla ki,Sen de unutuşun kara gecesine yuvarlanacaksın.
Bir adın kalacak geriye.Bir mezar taşın hatırlayacak belki Seni.
Belki o da unutacak.

Şimdi Gece.
Sabaha çok var.Işık uzaklarda.
Yokluğun gecesinde,adın bile unutulmuşken,kimden meded umarsın sor kendine?
Kim Sana hayat vermişse,kurumuş kemikleri toplayıp dirilten de O elbette.
Söyle kendine.
Söyle kendine ki, çoklarının Seni unuttuğu bu gece,Sen de herkesin unut,O'nu hatırla.
Söyle kendine ki,çoklarının ışıklara kanıp sahte renklerin kuyularına daldığı bu gece,Rabbini an,Rabbine kan,Rabbine uyan.
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gifhttp://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gif
Şimdi yatsı zamanı vakti...
  
   
 
 
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/9bc2184ca72745128b6e1a875f1c840c.gifDENIZE :)http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/9bc2184ca72745128b6e1a875f1c840c.gif
http://resimyukle.dinimislam.net/resimler/2b301b01c5c30b537c9ceaa1ed328e74.gif

BİR YOLCUYUZ BU GURBETTE

BİR YOLCUYUZ BU GURBETTE

Biz yolcuyuz yaratılıştan haşire doğru,
Her insan mutlaka yÜrÜyecek bu yolu,
Her anı insan oğlu için imtihanla dolu,
Sabır ile şÜkretmek kazanmanın yolu.

Acılar musibetler dikenleridir bu yolun,
KÜçÜk gÜnahlarına kefareti olur kulun,
Anlasa gafil insan hiç isyankar mı olur,
O kapının eşiğinden hiç uzakta mı olur.

Seni görememek asla hiç mÜmkÜn değil,
Kör,sağır olsak da bu hiç mÜmkÜn değil,
çiçeğe bakıp seni görmeyen insan değil,
Soluk alıp da şÜkÜr etmeyen insan değil.

Bu yolculuk insanı alır, iki sona götÜrÜr,
Cennet veya cehenneme insanı götÜrÜr,
Mevla cennete şeytan ise ateşe götÜrÜr,
İnsanlık sırrına ereni,Rab’ bine götÜrÜr.

kadir geceniz mübarek olsun


 


 

 


...LeyLetuL Kadiir... by EsMaLâLe --{---@.

 

Şüphesiz biz, (Kuran'ı) Kadir gecesi indirdik.
Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin?
Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve ruh (Cebrail), Rabbi'nin
izni ile her iş icin o gece iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.''
(Kadr Suresi 1,2,3,4,5) 
 

KADİR SÛRESİ (Namaz Sûreleri ve Yorumu-Onk.Dr.Haluk Nurbaki)

Bu Sûre, Bedir harbi günü (17 Ramazan) sabah namazından sonra inzal oldu. Bilindiği gibi inzâl:Âlem-i gaybdan şühuda çıkma demektir. Bismillahirrahmanirrahim

Ayet1: Elhak, biz onu kadir gecesi indirdik.

Ayet2 : Ne bildirir ki sana Kadir gecesi?

Ayet3 : Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır.

Ayet4 : Melâike ve ruh peyderpey iner onda, Rablerinin izniyle her bir emirde (bir hikmetle).

Ayet5 : O (gece) tan ağarana kadar, bir selâmdır.

 

Sprechen über DUALAR

 

Zitat

DUALAR

 

                                                                  

 

 


 
bayraksssss.jpgbayraksssss.jpg

 

İNANSANDA İNANMASANDA DÖNÜŞ ALLAHADIR

İSTESENDE İSTEMESENDE SONUN TOPRAGADIR...

Image Hosted by ImageShack.us

                   

Dualar Bölümü


Giriş

Sistemde 11 kategori ve toplam 91 kayıtlı dua bulunmaktadır.

Kur'an'da Duâ Hadîslerde Duâ
Peygamberimizin Duâlarından Örnekler Duâ Âdâbı
Tevbe ve İstiğfar Hamdele
Besmele Günün Belli Zamanında Okunacak Duâlar
Salvele Muhtelif Vesilelerle Okunacak Duâlar
Mübarek Gün ve Gecelerde Yapılacak Dualar Ana Menüye Geri Dön



Günün Belli Zamanında Okunacak Duâlar

(Günlük Dualar)

Bu bölümde 30 kayıtlı dua bulunmaktadır.

Seher Vaktinin Fazileti Abdest Duâları
Aksırınca Okunacak Duâlar Alış-Verişte Okunacak Duâ
Teheccüde Kalkınca Okunacak Duâ Camiye Girip-Çıkarken Okunan Duâlar
Evden Çıkarken Eve Girerken Okunan Duâ Ezandan Sonra Okunacak Duâ
Uykudan Kalkınca Okunacak Duâ Tuvalete Girerken ve Çıkarken Okunan Dûalar
Sabah Namazından Sonra Okunacak Duâ Ayetleri Binite, Ata veya Arabaya Binerken Okunacak Duâ
İstihare Namazı ve Duâsı Erken Kalkmak İçin
Akşamleyin Okunacak Duâ Yatsıdan Sonra Okunacak Duâ Ayetleri
Sabah Namazına Kalkmak İçin Yeni Elbise Giyerken Okunan Duâ
Namazda Okunacak Duâlardan Namazdan Sonra Duâ
Cuma Gününde Duâ Cuma Namazından Sonra Duâ
Yatarken Okunacak Duâ Yemek Duâsı
Su İçildiğinde Okunacak Duâ İmam-ı Azam''ın Tesbih Duâsı
Secde Ayeti Okununca Yapılacak Duâ Rüyada Korkanın Okuyacağı Duâ
Tecdid-i İman ve Nikah Duâsı Tevbe İstiğfar Duâları



Muhtelif Vesilelerle Okunacak Duâlar

(Hayatımızın her anında çeşitli vesilelerle okunacak dualar)

Bu bölümde 26 kayıtlı dua bulunmaktadır.

Sefere Çıkarken Okunacak Duâlar Gemiye Binerken Okunacak Duâ
Gazâdan Yahut Hacdan Dönerken Okunacak Duâ Şifa Duâları
Şifa Ayetleri Şifa Duâsı
Mü'minler İçin Duâ Üzüntülü İken Duâ
Hastaya Okunacak Duâlar Sıkıntılı İken Duâ
Borçtan Halâs Olmak (Kurtulmak) İçin Maîşet Darlığında
Ölüm Haberi Duyunca Gök Gürleyince Okunacak Duâ
Rüzgar Esince Okunacak Duâ Nazar ve Göz Değmesi Duâsı
Yağmur Duâsı Belâ, Tuzak ve İlâhî Gazabdan Korunmak
Düşman Korkusundan Kurtulmak İçin Ölü Kabre Konunca Okunacak Duâ
Hoşlanılan veya Hoşlanılmayan Durumların Zuhurunda Gözünü Semâya Kaldırınca
Hilâl'i Görünce Aynaya Bakınca
Selâm Âyetleri Hıfz Âyetleri



Senenin Muayyen Zamanında Okunacak Duâlar

(Senelik Dualar)

Bu bölümde 20 kayıtlı dua bulunmaktadır.

Berat Gecesi Duâsı Muharrem'in 1'inde (Senenin Birinci Günü) Okunacak Duâ
İftarda Yapılacak Duâ Muharrem Ayının Birinci ve Onuncu Günleri Okunacak Duâ
10 Muharrem'de Yedi Defa Okunacak Duâ Kadir Gecesi Yapılacak Duâ
Kurban Duâsı Aşûra Gününün Faziletleri
Safer Ayında Okunacak Duâlar Salavât-ı Şerife
Salât-ı Tefriciye Salâten Tüncînâ
Receb Ayında Okunacak Duâ Leyle-i Regâib
Mi'rac Gecesi Namazı Üç Aylara Girildiğinde Okunan Duâ
Leyle-i Kadir Senenin Sonunda Okunacak Duâ
Arefe Günü Duâsı Bayram Geceleri
 

 
 

Sprechen über .

 

Zitat

.

Kadir Gecesi

En nurlu ve feyizli geceyi Kadir Gecesinde idrak ederiz. Kur'ân'da adı geçen tek ay Ramazan ayıdır; tek gece de Kadir Gecesidir. Bu bereketli saatlerin şeref ve kıymetini Kâinatın Rabbi Sevgili Habibine haber vermektedir. Bu gecenin faziletine o kadar değer verilmektedir ki, o vakitlerde tecelli edecek rahmetin ve ruhanî hâdiselerin anlatılması için müstakil bir sûre inmiştir. Bu sûre Kadr Süresidir.

Yine Cenâb-ı Hak bu gecenin kudsiyetini bildirmek için beş âyetli bir sûrede üç defa "Leyletü'1-Kadr" ifadesini açıkça zikretmektedir:
"Şüphesiz, o Kur'ân'ı Kadir Gecesinde indirdik. Bilir misin, Kadir Gecesi nedir? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır."

Ulvî hâdiseler de sûrenin sonunda şöyle ifade buyurulur :
"O gecede melekler ve Cebrail Rablerinin izniyle her iş için arka arkaya iner. O gece, tan yerinin aydınlanmasına kadar bir selâmettir."

Kadir Gecesinin en önemli özelliği, cin ve insanlara iki cihan saadeti bahşeden, kâinat kitabının ezelî bir tercümesi olan yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerimin bu gecede ilk olarak dünya semasına indirilmesidir. Daha sonra ise ihtiyaca göre âyet âyet veya sûreler halinde vahyin mazharı Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselama Cebrail (a.s.) vasıtasıyla takdim edilmiş olmasıdır.

Yine bu mübarek gecede insanlığın ebedî refahına sebep olacak, ona bereketli bir ömrü kazandıracak bir fırsat verilmektedir. Bu geceyi dua, zikir ve ibadetle geçiren kişi, ancak seksen sene gibi uzun bir ömürde kazanabileceği ecir ve sevabı bir gecede elde etme bahtiyarlığına ermiş olacaktır.

Bu gecedeki İlâhî ziyafete ve Kur'ânî sofraya başta Kur'ân-ı Mübini Resulullah Aleyhissalâtü Vesselama vahiy yoluyla getiren Cebrail olmak üzere melekler de inerek şenlendirirler. Kalb ve basîreti açık olan mü'minlere uhrevî âlemden manzaralar sergilenir. Meleklerin pey der pey inmesiyle yeryüzü manevî bir tazyike maruz kalır. Dünya adetâ onlara dar gelmeye başlar. Mü'minlerin etrafını kuşatarak onlara Rablerinin bağış ve rahmetini müjdelerler. Tan yeri ağarıncaya kadar devam eden bu ulvi tecelli, ümmet-i Muhammed'in gönüllerine engin bir huzur ve saadet dalgası estirir.
Kadir Gecesinde böyle nurlu hâdiselerin yıldönümlerini idrak ederiz. Onun kadrini bilmekle de feyiz ve bereketinden, dünyayı kuşatan nuranî havasından istifade etmiş oluruz.

Hadislerde Kadir Gecesi

- Ubâde b. Sâmit (r.a) şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem, Kadir Gecesi'ni haber vermek üzere Hâne-i Saâdetinden çıktı. Derken Müslümanlardan iki kişi kavga ettiler. Buyurdular ki: Ben, size Kadir Gecesi'ni haber vermek üzere çıkmıştım. Filân ile filân kavga ettiler de ona dâir olan bilgi kaldırıldı. İhtimâl ki hakkınızda bu daha hayırlıdır. Artık siz, Kadir Gecesi'ni yirmiden sonraki yedinci veya dokuzuncu veya beşinci gecelerde arayınız

- İbn-i Abbâs (r.a)’dan rivâyet edildiğine göre, Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ashâb'ım! Siz leyle-i Kadr'i Ramazan'ın aşr-ı ahîrinde arayınız!. Leyle-i Kadir, ya Ramazan’ dan dokuz gece kala, yâhut yedi gece kala, yâhut da beş gece kaladır

- Âişe (r.a)’dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Ramazan'ın son on günü girince, Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem ibâdet konusunda daha da ciddî bir sa'y ü içtihâd arz ederlerdi. Gecesini ihyâ eder, ehl ü âilesini de ibâdet için uyandırırdı.

- Ebû Hüreyre radiyallâhu anh'den: Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim, imânından dolayı ve mükafatını yalnız Allâh'tan umarak Kadir Gecesi'ni ihya ederse, geçmiş günahları affedilir.

Bin aydan hayırlıdır denmesinin hikmeti nedir?
"Bin ay" seksen üç sene dört aylık bir süreye tekabül eder. Geçmişteki salih kimselerin bir ömür boyu kazandıkları manevi mertebeyi bir gece içinde elde etme fırsatıdır. Resulullah (a.s.m.) sahabilere İsrailoğullarından bir kimsenin Allah yolunda bin ay boyunca silâhlı olarak cihat ettiğini anlatmıştı. Sahabiler bunu duyunca şaşırdılar ve kendi amellerini az, gördüler. Bunun üzerine Kadir Suresi indirildi.

Başka bir rivayette Peygamberimiz Sahabilere İsrailoğullarından dört kişinin seksen sene boyunca hiç günah işlemeden ibadet ettiklerini anlattı. Sahabiler bunu hayretle karşıladı. Cebrail Aleyhisselâm geldi, "Yâ Muhammed, ümmetin o birkaç kişinin seksen sene ibadetinde hayrete düştüler. Allah sana ondan daha hayırlısını indirmiştir" diyerek Kadir Suresini okudu ve, "İşte bu senin ve ümmetinin hayran kalışından daha hayırlıdır" buyurdu.(1)

Diğer bir rivayette Resulullah’a bütün ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. Kendi ümmetinin ömrünü kısa görünce, ömrü uzun olan ümmetlerin amellerini düşündü. Kendi ümmetinin bu kısa ömürlerinde yaptıkları amellerle onlara ulaşamayacakları endişesi içinde üzüldü. Yüce Allah da Habibine, bu üzüntüsüne mukabil Kadir Gecesini vererek diğer ümmetlerin bin yılından daha hayırlı kıldı. (2)

Kadir Suresi bu hadiseler üzerine nazil olmuştur.
Bu sure, Sahabilerin üzüntüsünü hafifleten bir suredir.

Kadir Gecesinin Bu Kadar Faydalı Olmasını Nasıl Açıklarsınız?
Evet bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise, Kur'an’ın bildirmesiyle bin aydan daha hayırlı olduğu bu sırra kat’i bir delildir. Evet nasılki bir padişah, saltanatında belki her senede, ya tahta geçme merasimi namıyla veyahut başka bir şaşaalı cilve-i saltanatına mazhar bazı günleri bayram yapar. Halkını, o günde umumî kanunlar dairesinde değil; belki hususî ihsanatına ve perdesiz huzuruna ve has iltifatına ve fevkalâde icraatına ve doğrudan doğruya lâyık ve sadık milletini, has teveccühüne mazhar eder. Öyle de: Ezel ve Ebed Sultanı olan onsekiz bin âlemin Padişah-ı Zülcelal'i; o onsekiz bin âleme bakan, teveccüh eden ferman-ı âlîşanı olan Kur'an-ı Hakîm'i Ramazan-ı Şerifte indirmiş. Elbette o Ramazan, mahsus bir bayram-ı İlahî ve bir meşher-i Rabbanî ve bir meclis-i ruhanî hükmüne geçmek, Cenab-ı Hakkın hikmetinin muktezasıdır. Madem Ramazan o bayramdır; elbette bir derece, adî ve hayvanî meşguliyetten insanları çekmek için oruca emredilecek.

Sure neden Kadir Gecesinde indi?
Peygamber (a.s.m.) her şeyden önce bir uyarıcıdır. Bu ikaz görevini doğrulukla yapması için emri önce kendi nefsinde uygulaması lazımdı. Nefsine uygulamanın en uygun vakti de gece vaktidir.

Neden "Kadir" Gecesi?
Kadir Gecesi hüküm gecesi demektir. Duhan Suresinde açıklandığı üzere İlâhi takdirce belirtilen hükümler Kadir Gecesinde ayırd edilir. Bu anlamda Kadir Gecesine takdir gecesi diyenler de vardır. Aslında eşyanın, işlerin ve hükümlerin miktar ve zamanları ezelde takdir edildiği için burada söz konusu olan takdir, önceden tespit edilen kader programının yerine getirilmesiyle ilgili planların hazırlanmasıdır. (3)

"Kadr" kelimesinde "tazyik" manası da vardır. Buna göre o gece yeryüzüne o kadar çok melek iner ki, dünya onlara dar gelir.

Bir hadiste, "O gece yeryüzüne inen meleklerin sayısı çakıl taşlarının sayısından çok daha fazladır" buyurularak buna işaret edilir. (4)

Kadir Gecesinin Ramazan'ın hangi gecesine rastladığı hususunda pekçok rivayet olmakla birlikte, Ramazan'ın son on gününde aranması tavsiye edilmiştir. Bazı hadis-i şeriflerden de 27. gecesine denk geldiği bildirilmektedir. "Onu yirmi yedinci gecede arayınız" mealindeki hadis bu hususa işaret etmektedir. (5)

Bu rivayetlerin ışığında, İslâm âlimleri Kadir Gecesinin Ramazan'nın yirmi yedinci gecesi olarak kabul etmiş ve böylece Müslümanlar o geceyi Kadir Gecesi niyetiyle ihya edegelmişlerdir.
Bunun için mü'minler mümkün mertebe, vakit ve imkânları ölçüsünde Kadir Gecesini değerlendirmeye çalışırlar. Uyku ve istirahatla geçirmemeye gayret ederler. Çünkü bu gecede herbir Kur'ân harfine otuz bin sevap verilmektedir. Diğer ibadetlerin sevabı da o nisbette artış göstermektedir.
Kadir Gecesini değerlendirmek ve o vaktin feyiz ve bereketinden istifadeyi arttırmak için namaz kılınır, Kur'ân okunur, Kur'ân tefsirleri mütâlâa edilir. Zikredilir, salavat-ı şerife getirilir. Dualar edilir, Allah'a niyaz ve tazarruda bulunulur. Fakir ve kimsesizler doyurulur, bol bol sadaka verilir. Hâsılı her vesileyle vakit nurlandırılır. Kadir Gecesinin getireceği büyük kazanç hakkında rivayet edilen hadisler en güzel teşvik mahiyetini taşımaktadır.

"Kim inanarak, sevabını ancak Allah'tan bekleyerek Kadir Gecesinde kıyam üzere olursa (uyanık kalıp ihya ederse) geçmiş günahları affedilir." (6)

Bu gecede nasıl dua edelim?
Bunu da Hazret-i Âişe (r.a.) vasıtasıyla yine Peygamberimizden, öğrenelim:
"Dedim ki, 'Yâ Resulallah, Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?’
Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam "Allahümme inneke afüvvün tuhibbü'l-afve fa'fu annî (Allah’ım, Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affeyle) dersin' buyurdu"

Sprechen über Kadir Gecesi

 

Zitat

Kadir Gecesi

KADİR GECESİ

Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğu meçhuldür. Ramazan ayında, ramazan ayının son on gecesinde veya son yedi gecesinde, ramazanın tek olan son on gecelerinde aranılması hususunda rivayetler vardır. Efendimiz (s.a.v.) son on gece îtikafa girer ve ev halkını da ibâdete teşvik ederdi. Kadir Gecesi’nin tam olarak bilinmemesinin pek çok hikmeti vardır. Müminler, bu sâyede tembellikten kurtulmakta ve Kadir Gecesi’ni yakalayabilme arzusuyla ramazan boyunca gecelerini değerlendirmektedirler.

Nitekim bizler, iki büyük kıymeti pek takdîr edememekteyiz. Birincisi en üstün varlık olan insan, ikincisi de zaman (hâssaten geceler). Bu yüzden: “Her geceni Kadir bil; her geçeni Hızır bil” demişler.

“Allah Teâlâ şu beş şeyi, beş şeyde gizlemiştir:

1- Rızâsını, taatlarda gizlemiştir.

2- Gazabını, ma’siyetlerde gizlemiştir.

3- Orta namazını, diğer namazlar arasında gizlemiştir.

4- Velî kulunu, halk arasında gizlemiştir.

5- Kadir Gecesi’ni, ramazan ayında gizlemiştir.”

Hz. Mevlâna: “Ey genç! Ne bütün geceler Kadir’dir, ne bütün geceler ondan hâlidir.” der. Âşıklar için Kadir Gecesi, sevgiliye (yüce Rabb’e) yakınlık hazzının duyulduğu gecedir.

Gönül erbâbına, velîlere, müminler arasından Allah Teâlâ’nın murad ettiği tâat ehline Kadir Gecesi hayret verici pek çok şeyler ihsân edilir. Bunlar, o zâtların hallerine, kısmetlerine, azîz ve celîl olan Allah’a yakınlık derecelerine göre farklı farklı tecelli eder. Kadir Gecesi’nin farkına varan kimsenin bunu gizlemesi sünnettir

 

KADİR GECESİ’Nİ NASIL DEĞERLENDİRMELİ?

Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurur: “Yatsı namazını cemaatle kılan kimse, gece yarısına kadar namaz kılmış gibidir. Sabah namazını cemaatle kılan kimse ise bütün gece namaz kılmış gibidir.” Yine efendimiz (s.a.v.)’in; “Kadir Gecesi’nde, yatsı namazında cemaatte hazır bulunanın, ondan hissesini alacağı” ve “Ramazan ayı çıkıncaya kadar, akşam ve yatsı namazlarını cemaat ile kılanın, Kadir Gecesi’nden çok hisse alacağı” müjdeleri de göz önünde bulundurulursa, en azından ramazan ayında sabah, akşam ve yatsı namazlarını cemaatle kılmanın ne büyük bir manevi kazanç olduğu anlaşılır.

Bu gecelerde, günahlarımızın affı için dua etmeliyiz. Özellikle “Allah’ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Beni de affet.” diye dua etmeliyiz. Bu gece en makbul amel dua ile Kur’an kıraatidir. Efendimiz (s.a.v.) bu gece dua eder, tertîl üzere Kur’an okur, tefekkür eder ve namaz kılardı. Bizler de bu amellerle ve istiğfar ile geceyi değerlendirebiliriz.

Eskiden Kadir Gecesi’nde, oyun ve eğlence yerleri kapatılır ve büyük camiler sabaha kadar açık olur, müminlerle dolup taşardı. İnsanlar birbirlerine, “Gecen Kadir, gündüzün bayram olsun!” diye dua ederlerdi. 

Allahu Teâlâ, gündüzlerimizi bayram, gecelerimizi Kadir eylesin. Gecelerimizin kadrini bilmeyi de cümlemize nasîb eylesin. Âmin...

 


 

Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor :
-Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi'ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:
- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni. (Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.) 

Sprechen über Ramazan

 

Zitat

Ramazan


      

Merhaba ey ramazan!

 

* * *

Evet, rahmet ve bereket ayı ramazan bir kez daha evlerimize misafir oluyor. Bir ay boyunca, heyecanla sahura kalkacak, gün boyu işimizde gücümüzde koşuşturacak ve aynı heyecanla akşam ezanının okunmasını bekleyeceğiz...

Dudaklarımız susuzluktan kuruyacak, ağzımız bir kuru ekmek parçasına hasret kalacak... İşte o anlarımızda dünyada bir dengenin parçası olacağız. Açlarla, susuzlarla bir olacağız...

İnsanlığın yaşadığı en büyük felaketlerin nedeni olan bencillikle, egoizmle, öfkeyle savaşacağız. Nefsimizin en hoşuna giden arzulardan oruçlu olduğumuz sürece uzaklaşacağız.

 

* * *

Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı, insanlığın en son aydınlatıcısı İslam’ın tohumlarının atıldığı bu ay, içinde "bin aydan daha hayırlı" olarak nitelenen Kadir Gecesi’nin bulunduğu, manevi değeri çok yüksek bir aydır.

Yüce Allah, Kutsal Kitabımız Kur’an’da şöyle buyurmaktadır:

"Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır..." (Bakara, 2/185.)

 

* * *

Rahmet ve bereket ayı ramazan...

O kadar bereketli ki, insanın geçmişindeki kirleri, lekeleri bir anda atıp savurma şansını yakaladığı tek ay!

Nitekim Peygamber Efendimiz, bunun müjdesini Müslümanlara, "Bir kimse, inanarak ve sevabını sadece Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır"( Buhari, Savm, 7) diyerek vermiştir.

Ramazan demek, oruç demektir.

Oruç ibadeti; insanın kararlılık, azla yetinme, dayanıklılık ve sabır gibi ahlaki güzelliklere sahip olmasına, aç kaldığı anlarda yaşadığı mücadeleyle, tok zamanlarında eline geçen nimetlerin değerini bilmesine ve aynı zamanda yoksulların, karnını doyurma endişesiyle yaşayanların hallerini düşünüp onlara merhamet ve şefkat duygularıyla bakmasına neden olur.

Bu özelliğiyle ramazan ayı, insanların kendi iç dünyalarını terbiye etmesi, yoksulları doyurup gözetmesi, sevap ve ödülün bir fırsat olarak yakalanması bakımından "rahmet" ve "bereket" ayıdır...

 

* * *

Öyle ise bu ilk günü başlangıç olarak kabul edelim... Giderek vahşileşen, maddiyatın her şeyin önüne geçtiği, sevgi tomurcuklarının neredeyse hiç açmadığı şu günleri bir fırsat kabul edelim ve içimizde o hiç ölmeyen masum kişiliği ortaya çıkaralım. Hem de hiç geri göndermemecesine!..

 

Allah,Kuran`da Ramazan ayı ile ilgili olarak;Bakara 185 te "Ramazan o aydır ki; insanlara kılavuz olan ,iyi-kötü ayrımı ile hidayetten kanıtlar getiren Kuran onda indirilmiştir.O halde bu aya ulaşanınız onu oruçlu geçirsin..."der.Ayrıca en övülen gece olan Kadir gecesinin Ramazan ayının içinde olduğu Allah tarafından bildirilmiştir.(Kadir gecesinin Ramazan da hangi gün olduğu Kuran`da belirtilmemiştir,geleneğe göre hareket etmeyin!!)
Türk insanıda,normal zamanda yapmadığı ibadetleri Ramazan ayında yapar.Oruç ibadeti zor bir ibadet olmasına rağmen çoğu insan (Allahaşükür)oruç tutar,normalde namaza üşenen insanlar farz olunan namazlar haricindekileri bile kılarlar.Oruçlu olan ve namazı kılan insan haliyle normal zamanlardan daha fazla Allah`ı anar,O`nunla ve dinle ilgili sohbetler yapar.11 ay dine hiçbir katkısı olmayan medya bile reyting uğruna dine daha çok eğilir hatta dinle ilgili ilaveler verir.İnsanların dinle ilgili meşguliyeti artar.Halkın dinle bu kadar ilgilendiği Ramazandan yararlanalım.Dine ısındırmak istediğimiz hatta dinle alakası olmayan insanlarla bile konuşalım,bu ayda bunları konuşmak ve dini sohbetler açmak çok daha kolay oluyor.Bu tip insanlarla beraber iftar,sahur programları yapın.Çoğu insan normal zamanda konuşmak isteyipte konuşamadığı dini konuları kendiliğinden açar.Ramazan ayının böyle bir özelliği ve güzelliğide vardır.Bunlardan yararlanalım,insanlara dinin gerçeğini anlatalım,Kuran okumalarına destek olalım,ibadetleri gösterelim,kulaktan dolma bilgilerden kurtaralım.Aslında çoğu insanın gerçek dini öğrenmek istediğni unutmayalım.

 
Fotoğraf 1 / 60